18 Ekim 2014 Cumartesi

TÜRKİYE DE İYİ ŞEYLER

Milli Takım Bosna'da
Dünya'da ve Türkiye'de olumsuz birçok olay gerçekleşirken güzel şeyler de olmuyor değil.

Savaşlar, çatışmalar, sokak karışıklıkları, gençlerin polisi taşlaması, insanların galeyana gelmesi, kardeş kavgaları, çocuk gelinler, kan davaları ve birçok olumsuzluk, her gün haber bültenlerinde yerlerini almış, içimizi karartmaya devam ediyor. Her akşam haberlerinde ''Arkadaş bu nasıl haber bülteni içimiz karardı'' demekten kendimizi alamıyoruz.

Tüm bu olumsuz yaşam şartları devam ederken ben de içinizi karartacak değilim. Dün sabah, ülkemizi başarıyla temsil eden Türkiye Latin Dans Milli Takımı, Aytunç Bentürk liderliğinde Avrupa Dans Şampiyonası Bosna Hersek ayağına katılmak için yola çıktı.


Türkiyeyi Bosna Hersek'de de temsil edecek takım aslında farkında olmasak da hepimizin umut ışığı. Güzel ülkemizde çalışılınca neler yapılabileceğinin, hangi güzelliklerin ortaya konulabileceğinin kanıtı. Bugün e kadar özveriyle, bağlılıkla ve inançla çalıştırılan bu takıma ve saygıdeğer eğitmenlerine başarılar dilerim. Teşekkürler. Türkiye sizinle gurur duyuyor.



12 Ekim 2014 Pazar

12 KASIM SALI TROMBORANGA GÜNÜ

TROMBORANGA NİHAYET TÜRKİYE'DE



Dünya'nın en iyi Latin Müzik grupları arasında gösterilen Tromboranga nihayet Türkiye Konseri'ni vermek amacıyla ülkemize misafir oluyor. Dünyaca Ünlü İspanyol Grup 12 Kasım Gecesi İstanbul Boğazı'nda inanılmaz bir müzikal ziyafet verecek.

Türkiye'nin uluslararası boyutta tanınmış DJ leri DJ Fox ve DJ Free'nin önayak olduğu organizasyonun ortakları arasında Sosyal Gezegen ve Dans Adres de var. Konserin sponsorlarına göz attığımızda Alkoçlar Hotel's and Resorts, Suchico nun desteğini görmekteyiz.

12 Kasım Çarşamba gecesi saat 20:00 da Baltalimanı Portaxe da gerçekleşecek  konserde Latin melodileri ile kulaklarınızın pasını silecek Tromboranga dışında Espeki Kostüm'ün Defilesi ile gözlerimizin önündeki perdeler de kalkacak. Üç ünlü DJ, DJ Free Dj Fox ve Dj Latin Combo'nun performans göstereceği anlarda yerinizde duramayacağınız açıkça ortada.

Sadece dans, müzik ile yetinmek zorunda kalmayacağınız, bunun yanında çekilişler ve sürprizlerle heyecanınıza heyecan katacak gecenin görsel direktörlüğünü Erman Alkış üstlenmiş. Alkış ve profesyonel ekibi müzikal şölenin görselliğini gece boyunca kaydedecek ve harika dakikalarınızın ölümsüzleşmesini sağlayacak. Bilet fiyatlarının 60TL gibi makul fiyatta tutulmuş olması da konser gecesinin ne kadar coşkulu ve kalabalık geçeceğine işaret ediyor.

Bu konserle ilgili tüm ayrıntıları www.tromborangaturkiyede.com adresinden bulabilirsiniz.
İyi eğlenceler.


10 Ekim 2014 Cuma

HONDA PCX 150 ALTIBİN KM İZLENİMLERİ


Geçtiğimiz Temmuz Ayı'nda, Türkiye'ye sınırlı sayıda gelen, piyasadaki en yakışıklı scooter Honda PCX sahibi olma fırsatını elde ettim. Üç ayda toplam 6000 km yol yaptım. İzlenimlerimi size de aktarmak istiyorum.




Bu scooterı daha önceki modellerden ayıran en önemli özellik, ön tarafta ve arkada kullanılan led ışıklandırma sistemi olmuş. Tasarıma katkıda bulunan, fonksiyonel yapıyı daha da kuvvetlendiren, koltuktaki sürücü ve artçı arasında bulunan çıkıntının koltuğun alt kısmına yerleştirilmesi. Bu sayede daha önceki modellerde artçı yolcuyu rahatsız eden yapı ortadan kalkmış. Daha önceki yıllara ait modellerde bulunan kısa ön siperlik yerine daha uzun bir cam kullanılarak şık bir görünüm elde edilmiş ve ön rüzgara karşı direnç arttırılmış.

150 cc lik 13.6 hp güç elde eden su soğutmalı motor ile donatılmış scooter son derece rahat kullanılıyor. Yazılım güncellemesi ile 2014 öncesi 125 cc PCX ler ile hemen hemen aynı yakıtı tüketmesi motorun son derece verimli olduğunun göstergesi. 100 km de minimum 1.8 litre maximum 2.2 litre benzin tüketiyor. Son sürati hava ve yol şartları, katettiğiniz yolun uzunluğu ile değişebiliyor. Örneğin kısa mesafelerde kullandığınızda ( tek marşla 50 km ve altı) devir kesici 115-120 km hızda devreye giriyor. Tek marşta 50 km nin üzerinde yol katettiğnizde gene rüzgar ve yol şartlarına bağlı olarak, devir kesici 130-140 km arasında devreye giriyor.

Rodaj dönemi ilk 1000 km de hiç tam gaz yapmamanız ve 80-90 km hızın üzerine çıkmamanız motorun rodaj sonrası performansını farkedilir dercede arttırıyor. Üç ay içerisinde 6000 km ye gelen scooterımla en fazla 132 km sürate çıktığımı söylemek isterim ki bu sürat gerek şehiriçi gerekse şehir dışı sürüşlerinde oldukça başarılı. Daha önce PCX kullanıcılarından aldığım bilgiler lastiklerin yağmurlu havalarda çok kaydığı şeklindeydi ancak abartılacak birşey yok. Araç her iki tekerlekli cihazın yağışta kayacağı minimum seviyelerde. Dikkat edilmesi gereken en önemli durum kuru zeminden ıslak zeminlere geçişin olduğu virjlar ve metal logar kapakları.

Scooterda önceki modellere nazaran amortisörler biraz daha geliştirilmiş. Ön amortisörler sarsıntıyı daha az hissettiriyor. 75 cm uzunluğa sahip arka amortisörler sürücü için yeterli, artçı alındığında ağırlık arttığı için sertleşiyor ve yerdeki çıkıntılar daha fazla hissediliyor.

Bagaja ulaşıldığında, selenin birden bire kapanması gibi bir sorun artık bu yeni modelde yok. Sele iki kademeli oduğu için yarı açık pozisyonda takılı kalarak el sıkışması gibi yaralanmakara son verilmiş. Bagaj bölümündeki tek dez avantaj aydınlatma lambasının olmayışı.

Kadran son derece şık ve okunaklı. Güven hissi veriyor. Kilometre sayacının ortasında, saat ve yol bilgisayarı konumlandırılmış. Ekranda 1lt yakıtla gidilen ortalama uzaklık ya da 100 km de kaç litre tüketim olduğu bilgisi arasında geçiş yapılabiliyor. Yakıt göstergesi, toplam geçilen mesafe, günlük mesafe bilgileri bu ekranda mevcut.

Arkada kampana fren olmasına rağmen combi brake sayesinde duruşlar son derece güvenli ve kusursuz. ESP Akıllı aktarım sayesinde motorsiklet çizgisini korumayı başarıyor. Gaz keserek girdiğiniz virajlarda yaşanan çizgi sapması gaza hafif bir dokunuşunuzla stabilize oluyor.

İlk kez sahibi olduğum scooter, genelde son derece başarılı.130kg lik hafif sayılabilecek ağırlığına rağmen rüzgar direnci gayet yerinde. Bu scooter ı uygun fiyatı güvenliği ve konforu açısından herkese  tavsiye ederim. Yakıt  ve zaman tasarrufu da cabası. Teknik servis ücretleri gayet uygun.

1000 km rodaj sonrası 35 TL  4000 km bakımı 120 TL ye mal oluyor. (Temmuz 2014-Ağustos 2014)

6000 km ye gelen scooterımda önemli hiçbir sorun yaşamadım. 1500 km de direksiyon kilidiyle devreye giren otomatik marş kapağının bir iki kere takıldığını gördükten sonra, ilgili bölgeyi temizledim ve sorun ortadan kalktı.

Sorularınızı seve seve yanıtlayacağımı belirterek yazıma son veriyorum. Keyifli seyirler.


21 Aralık 2012 Cuma

Salcano Easy Lux ile 11 km

Çarşamba akşamları, arabamla 2 saat 10 dakikada gidebildiğim Bakırköy-Koşuyolu hattını 1 saat 10 dakikaya indirebildim. Nasıl mı? Salcano Easy Lux 20 inch katlanır bisikletimle.

Öncelikle, havalar yağışlı gittiği için önyargıyla başladığım yolculuğumun son derece keyifli geçtiğini söylemek isterim. Full koruyucu kıyafetler kullanarak hiçbir şekilde üşüme ve ıslanma yaşamadım. Trafiğin sık sık tıkandığı düşünülürse araçların yanından saatte 10-15 km süratle geçmek gayet zevkli.

Saat 18:30 da yola çıktım. İncirli den İDO Bakırköy İskelesi'ne kadar 3.2 km yol katettikten sonra 18:45 de  bisikletimi katlayarak gişeden geçtim. Bakırköy İskelesi'nde güvenlik tarafından ilgiyle karşılandım, yardım gördüm çok teşekkürler. Bisiklet katlanır halde olduğu için bisikletime bir ücret ödemedim. 19:00 da denizotobüsüne bindim. 19:20 de Kadıköy İskelesi'nde indim. Kadıköy İskelesi Koşuyolu Parkı arasında yoğun tarfikte pedal çevirdim. Kendimi hiç zorlamadan bir marketten alışverişimi yapıp birşeyler atıştırdım. Sonuç olarak 19:40 da Koşuyolu'na vardım.

Şimdi 20 inch tekerlekli folding Salcano'ya neden Lux dendiğini anladım. Kış şartlarında bile zorlanmadan kullanabiliyorsunuz. Yaz aylarında bir t-shirt bir short ile dolaşmayı iple çekiyorum.

KARŞILAŞTIRMA.

Araba ile Bakırköy Koşuyolu- bisikletle Bakırköy Koşuyolu farkı:

Araba ile:

Süre 2 saat 10 dakika.

Trafikte dur kalk ortalama 8.5 litre benzin tüketerek gidiş geliş 54 km de 22 TL
Boğaziçi Köprüsünden geçiş ücreti 4,20 TL
Aracınıza park bulamazsanız İspark ücreti 5 TL
TOPLAM: 31,20 TL (En düşük otoparksız 26.20 TL)

Bisiklet ile:

Süre 1 saat 10 dakika.

Benzin tüketimi yok. Yakılan kalori 400kcal.
Vücudunuzdan atılan karbonmonoksit oranı 0.70 kg.
Deniz otobüsü gidiş dönüş 5.20*2=10,40TL Kadıköyden bisikletime katlanır olduğu halde alınan 3 TL

TOPLAM: 13,40 TL ve kazanılan bir sağlık.


ARABADAN İN BİSİKLETE BİN-TRAFİK SORUNUNA KESİN ÇÖZÜM.









11 Aralık 2012 Salı

Ulaşım

İstanbul'da yaşayan ve trafiğin çilesini çeken insanlar olarak hiç mi çözüm üretmeye çalışmadık? Çoook. 1. Köprü 2. Köprü yakında tüp geçit, 3. köprü ... Trafik hiç rahatlamadı. Rahatlamayacak.

Hafta sonlarımı ikamet ettiğim Avrupa Yakası'nda değil de, Anadolu Yakası'nda geçirmeyi daha çok tercih ediyorum. Geçtiğimiz yaz başında bir haftasonu, Cadde trafiğinde aracımla beklerken 30-40 kadar bisikletçinin araçların arasından geçerek, ''Arabadan in bisiklete bin'' diye bağırdığını farkettim. Evet bunaltıcı trafiğe kesin çözüm buydu.

1979 Model Markenrad Luxury Classe bisikletrimi bir güzel elden geçirdim. Yaz boyunca bindim. Yeterince hızlı ve güçlü olmasına rağmen Avrupa Yakası'ndan Anadolu Yakasına geçmek hayli sorunlu oluyordu. 27 inch tekerlekleri toplu taşımaya entegre etmek de bir hayli güç. Katlanır bir bisiklet derdime derman olacaktı...

İki hafta önce Pazar günü nihayet yepyeni katlanır bisikletime kavuştum. Salcano easy lux 20 inch. Zevkle bniyorum. Alışma ve test süreci sürekli yağmur altında geçmesine rağmen, son derece keyifli. Bakırköy-Yeşilköy gidiş dönüş 17km 700 metre 1 saat 22 dakikada rahatla aşılabiliyor. Arabanızdaki gibi motor ısınmadı kalorifer devreye girmedi derdi yok. Nereye park ederim derdi yok. Park ücreti yok. Yoruldunuz katlayın otobüse, trene, denizotobüsüne, metrobüse veya taksiye dolmuşa atlayın. Karbon salınımı yok. Trafikte ortalama tüketimim 8.5 litreye ulaştı ya veda edin. Gayet rahat, konforlu ve zevkli.

Bakırköy-Yeşilköy hattındaki istatistikleri sizinle paylaşmak istiyorum:

Yolculuk uzunluğu: 17 km 740 metre.
Yolda geçen süre: 1 saat 22 dakika 22 saniye.
Ortalama hız: Saatte 13 km 230 metre.
En yüksek sürat: saatte 36 km 540 metre.
Ortalama sıcaklık: 11.2 C derece.
Balıkçıda geçirdiğim süre 20 dakika. :)

Kazançlar: Gidiş geliş trafik içerisinde 8 TL benzin tasarrufu.
5 TL otopark ücreti
Park yeri ararken kaybedeceğiniz 15 dakika zaman.

Yarın deniz otobüsü kombinasyonunu kullanarak Bakırköy Koşuyolu mesafesini katetmeye çalışacağım. Herkese iyi hafalar.

6 Ekim 2012 Cumartesi

SATIR (PARDON BIÇAK DEMEK İSTEDİM DE) PARASI

Sayın devlet büyüklerimiz geçmiş bir tarihte "Çalışmayanı çalıştıracağız, bıçak parasını kaldıracağız, doktorun elini hastanın cebinden çıkaracağız” söylemleriyle tıp fakültesi hastanelerindeki öğretim üyelerini yerden yere vurmuşlardı hatırlarsanız.
Bu konuyla ilgili -evet sonunda- bir tebliğ yaynlanmış. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 29 Eylül 2012 tarihinde yayımlanan Sağlıkta Uygulama Sağlık Tebliği (SUT) ile bakanın kendi deyimiyle vatandaştan satır (pardon ağzımdan kaçtı-bıçak) parası alınmasına olanak tanınacak. Söz konusu SUT madde 1: 3.2.1’de ikinci ve üçüncü basamak resmi sağlık hizmeti sunucularından … 5 TL ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf üniversiteleri hariç olmak üzere 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamında olan üniversitelerdeki öğretim üyesi muayenelerinde artırmaya ve farklılaştırarak uygulamaya kurum yetkilidir” cümlesi eklenerek o çok kötülenen hekimler üzerinden fark ücreti alınması olanaklı hale getirildi.

Hastasın ve ameliyat olmak zorundasın.  Ama doktora satır parası vermek zorundasın. Vermezsen bu durum tamamen senin bileceğin bir iş. En fazla ölüp gidersin.

İşte, Türkiye'deki insan hayatının değeri budur bence.

YA SİZCE?

3 Haziran 2012 Pazar

Tarttım Durdum Bunu Buldum

Tüm hafta sonu düşündüğüm bir mesele vardı. Birçok yere gittim. Çok şeyler gördüm; iyi kötü hepsi bir.

Yaşadıklarımı Teraziye koydum bakın ne ağır bastı:

http://melisdanismend.blogspot.com/2012/06/ben-dun-sagr-olmak-istedim.html

LÜTFEN OKUYUNUZ. TEŞEKKÜRLER

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Zaman akıp gidiyor...

Zaman dediğin nedir ki?
Bir insan icadı.
24 saat.
60 dakika.
100 salise.

Akıp gidiyor işte. Ne garip. Önce saati bulan insan, şimdi zamanı durdurmanın peşinde. Işık hızına çıkılırsa zaman dururmuş. Zaman zaten durduğu yerde duruyor. Nereye gidiyor ki. Değişen yüzler, fikirler, çevre durduramazsınız...

Ne zaman yazacaksın?
Boşladın mı Hayat Terazisi'ni?
İki ay oldu yazmadın. Üç ay doldu yazmadın. Ne yazdın?

Duruyor işte burada zaman. Duruyor Hayat Terazisi. Bazen denge bozuluyor. Klonlamaymış. Genetiği değiştirilmiş meyve sebzeymiş. Arılar nerede? Arılar bitince kıyamet kopacakmış. Nerede? Burada. Dinazorlar neden yok olmuş? Meteor mu çarpmış? Nerede? Burada.

Kıyamet de burada, cennet de cehennem de. Değişen ne? Terazinin ayarı. Bugün bizi tartar, yarın başka bir canlıyı. Ağır gelince salar kefesini düşersin. Ne zaman kalır. Ne düzen kalır. Zaman durur...

19 Nisan 2012 Perşembe

Mutfakta Folyo Tehlikesi

Mutfağımızın vazgeçilmez demirbaşı alüminyum folyo. Gerek yemek pişirmek gerek buzdolabında yemek saklamak için her gün alüminyum folyo ve kapları kullanıyoruz pek çoğumuz. Peki alüminyumun insan vücuduna zararları konusunda yapılan son araştırmalardan haberiniz var mı? Bu kez beni bu konuda yazmaya iten buradan Amerika’dan değil Türkiye’den gelen bir araştırma oldu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç .Dr. Sadettin Turhan yaptığı bir araştırma sonucunda alüminyum kaplarda pişirilen ve saklanan yemeklerin sağlık açısından zararları bir kez daha gözler önüne serilmişti... Yeni araştırmalar özellikle yüksek ısıya ve beklemeye maruz bırakılan alüminyum folyodaki alüminyum maddesinin yiyeceklere geçtiğini gösteriyor. Alüminyumun insan vücuduna başta kemik hastalıkları olmak üzere çok sayıda zararı olduğu belirtiliyor. Bu zararlardan bazıları anemi, kemik erimesi, zeka geriliği ve kanser. Alzheimer hastalarının beyin dokusunda görülen yüksek miktardaki alüminyum uzmanların Alzheimer ve alüminyum arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmesine yol açıyor. Ayrıca artan alüminyum miktarı vücudumuz için çok gerekli olan kalsiyum, demir, fosfor, magnezyum gibi minerallerin emilimini de azaltıyor.
Alzheimer hastalarının beyin dokusunda bulunan yüksek miktarda alüminyum, araştırmacıların Alzheimer ile alüminyum kullanımı arasında bir bağlantı olduğunu düşünmesine yol açıyor. Bu nedenle alüminyum kaplarda hazırlanan yemeklerin, tüketenlerde başta Alzheimer hastalığı olmak üzere anemi, kemik erimesi, zeka geriliği, hatta kansere bile neden olabileceği araştırmalar sonucu tespit edilmiş durumda. Alüminyumun sürekli alımıyla beyin hücrelerinde meydana gelen birikim Alzheimer’a ek olarak başka ciddi beyin rahatsızlıklarına yol açabiliyor.
Peki ne yapacağız? Alüminyum folyo gibi hayatımızı kolaylaştıran bir üründen hiç mi faydalanmamalıyız? Uzmanlar bu konuda alınabilecek önlemler olduğunu söylüyor...
Folyo kullanırken nelere dikkat etmeliyiz?
-Alüminyum folyoyu, asitli (yoğurt, limon sıkılmış et ve ürünleri gibi), yüksek sıcaklıkta pişirilen ve uzun süre dondurarak muhafaza edilen gıdalarda kullanmayın.
- Alüminyum kaplar yerine paslanmaz çelik kaplar, folyo yerine de yağlı kağıt ambalajları tercih edin.
-Folyoya ısıtma işlemi uygulamayın.
- Balık, et gibi yiyecekleri alüminyum folyoya sarıp fırında pişirmeyin. Çünkü yüksek ısı ve yiyeceklerin pişirilmesi esnasında çıkan kimyasal içerikli buhar, alüminyum folyo ile reaksiyona girebiliyor.
- Alüminyum folyoya sarılıp saklanacak gıdalar, çok tuzlu, ıslak ya da limonlu olmamalı.

Alimünyumu aldığımız kaynaklar: Alüminyum mutfak kapları, alüminyum folyolar. Hedef organlar: Kemikler, beyin, böbrekler ve mide.
Zehirlenme belirtileri: Bunama, gastroenterit, böbrek hasar, karaciğer fonksiyon bozukluğu, iştah kaybı, denge kaybı, adale ağrısı, psikoz, nefes darlığı, bünyede zayıflık. Son dönemde yapılan araştırmalar alüminyumun Alzheimer, Parkinson, bunama, hareketlerde koordinasyon kaybı, kelimeleri düzgün telaffuz edememe gibi nörolojik problemlerin oluşumunda çok büyük katkısı olduğunu ortaya koyuyor.
Alüminyum zehirlenmesi ve etkileri:
- Kan ve beyin fonksiyon bozuklukları
- Mide ve bağırsak ülseri
- Gastrointestinal hastalık
- Parkinson hastalığı
- Cilt problemleri
- Hiperaktivite
- Bebeklerde zeka geriliği
- Çocuklarda öğrenme bozuklukları
- Karaciğer rahatsızlığı
- Mide bulantısı
- Kabızlık
- Mide ağrısı ve gaz
- Enerji eksikliği

18 Nisan 2012 Çarşamba

Ne Ekersen Onu Biçersin


Geleceğe umutla mı bakmaktayız? Ülkemizde ve dünyada insanlar kendilerini güvende hissediyorlar mı? Kendine güvenmekten bahsetmiyorum. İstikbalimizi garanti altına almaktan bahsediyorum.

İnsanoğlu varolduğu andan itibaren kendisini koruma ve geleceğini kendi kanından insanlara teslim etme içgüdüsü ile yaşamıştır. Bu içgüdü, yükselme isteği, doğaya ve dolayısıyla insanoğluna pek faydalı olmamıştır. Sığınma iç güdüsü ile yapılan ahşap yapılar ormanlara, yükselme ve statü kaygısıyla alınan lüks evler doğaya geri dönüşü olmayan tahribatlar vermiştir.

Daha iyisine, daha lüksüne sahip olma ve kanından olan nesillere daha güzel olanaklar sunma hırsı ile para kaygısı ortaya çıkmıştır. Daha fazla para kazanma dürtüsü ile statülere bağlanılmış, sanal olanaklar ve roller uydurulmuştur. Bu rollere bürünülerek yaşanılan hayatları korumak için tarih boyunca nice savaşlar yapılmıştır. Sonuçta çekişmeler, psikolojik gerilimler savaşlar insanoğluna kazançtan çok zarar getirmiştir.

Günümüzde insanlar hayırlı evlatlar yetiştirme uğruna, büründükleri role sığınarak ne kalpler kırıyorlar hesabı yapılamaz. İşyerlerinde yaşatılan ve yaşanılan stresler, üstünlük kurma mücadelesi, nice insanın akıl sağlığını alıp götürüyor hiç hesabı yapılmış mı? Bugün rolümüze bürünerek, daha fazla kazanma hırsıyla yaşattığımız kaygılar sürekli artmakta. Gelecek kaygısı bu kaygan zemin üzerinde sürekli sallanmakta. Bugün evlatlarımız için kırdığımız kalpler yarın evlatlarımızdan daha tecrübeli ve daha katı kalpler olmayacaklar mı? Bugün kendi soyumuzu yürütmek için kullanıp bir kenara fırlattığımız  insanlar yarın evlatlarımızın başında patron olmayacaklar mı?

Sevgi tohumları yerine, kaygılar, korkular, umutsuzluklar ekersek hasadını yeni nesiller toplayacak... Bunu bilip yaşarsak geleceğe daha umutlu bakacağımız kanısındayım.

Bu yazıyı, beni dürüstlükle, insanları kırmamaya çalışarak, hırsları uğruna kimseyi üzmeden, doğrudürüst yetiştiren anne-babama ve evlatlarını bu şekilde yetiştiren ailelere armağan ediyorum.

Sevgi tohumlarınız yeşerdi. Kökümüz toprakta sağlam. Ayrık otları bize zarar veremez. Teşekkürler.