Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2016 Cuma

Latin Dansları Fotograf Sanatçıları Birleşti.


Türkiye Latin Dansları Fotoğraf ve Video Sanatçıları
Bizler;
Latin gecelerinin ve festivallerinin ruhunu gösteren,
Bu organizasyonlara gelen dans severlerin yarattığı enerjiyi dile getiren,
Ve ne mutlu bize ki, izleyenlerin beğenisine layık görülen,
O “Renkli Görsellerin” mimarlarıyız…
Dışarıdan rakip gibi görünsek de, aslında birbirinin hakkını koruyan, birbirine destek olan ve en önemlisi, sosyal latin dansları camiasına yakışan bir ahlak ile profesyonel hizmet sunan fotoğraf ve video sanatçılarıyız. . .
Aynı anlayış çerçevesinde, hizmetimizin kalitesini arttırmak adına düzenlediğimiz ilk toplantımız, camiadan yakından tanıdığınız 15 fotoğraf ve video sanatçısının katılımı ile gerçekleştirilmiş ve toplantı sonunda, belirli standartların oluşturulması hususunda fikir birliğine varılmıştır. . .
Daha iyi işler ortaya çıkartmamızı sağlayacağına inandığımız “destekleyici rekabetin” oluşturulabilmesi için, “haksız rekabetin” ortadan kaldırılması gerektiği konusunda sizinle de hemfikir olduğumuzu düşünüyoruz.
Bu bağlamda;
Şu zamana kadar bazı arkadaşlarımızın prensip haline getirdiği uygulamayı hayata geçireceğimizi ve 10.02.2016 tarihi itibari ile (Sosyal sorumluluk projeleri ve istisnai durumlar haricinde) fotoğrafçılar ve videocular olarak, organizasyonlarınızda artık ücretsiz çekim yapmayacağımızı anlayışınıza sığınarak, önemle bilgilerinize sunmak isteriz…
Düzenlenen bir organizasyona katılamayan dans severlerin, bir sonraki hafta oraya gitmeyi kafalarına koymalarını sağlayan en büyük etkenlerden birinin de fotoğraf ve videolarımız olduğuna inanıyoruz. . .
Verdiğimiz hizmetin bu önemli reklam gücünü de göz önünde bulundurduğumuzda, tarafımızca talep edilecek ücretlerin, organizasyon sahipleri tarafından, gecelerinin tanıtımı için ayırmaları gereken çok ufak bir bütçe olduğunu düşündüğümüzü belirtmek isteriz. . .
Toplu şekilde fikir birliğine vararak oluşturduğumuz bu karara saygı duymanız ve bize destek olmanız, en büyük temennimizdir ve ricamızdır. . .
Verilen bu önemli kararda fikir ortağı olan fotoğraf ve video sanatçılarının isimleri ve Facebook sayfaları, alfabetik olarak aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Fotoğraf ve/veya video hizmeti almak isteyen organizasyon sahipleri, aşağıdaki linklerden kendilerine direkt ulaşabilirler.
Tüm dans tutkunu dostlarımız, sevgili organizatörlerimiz ve çok değerli eğitmenlerimizin bilgilerine sunarız…
Saygılarımızla

19 Ekim 2014 Pazar

ŞİRKET VE YÖNETİM KURULU ÜYESİ ORTAKLARIN 6552 SAYILI TORBA YASADAKİ İŞE GİRİŞ-ÇIKIŞ BİLDİRİMLERİ

Bilindiği üzere; 11/09/2014 tarihli ve 29116 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6552 sayılı Kanun ile İş Kanunu'nun bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikler yapılmış ve bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına imkân sağlanmıştır. Söz konusu Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe giren 61.maddesi ile 5510 sayılı Kanuna Geçici 57.madde eklenmiştir.

5510 sayılı Kanunun geçici 57.maddesinin birinci fıkrası gereği, şirket tüzel kişilikleri tarafından ortaklar ve/veya yönetim kurulu üyesi ortaklar için verilmesi gereken kağıt ortamındaki işe giriş ve işten çıkış bildirgelerinin 11/12/2014 tarihine kadar verilmesi halinde ilgili bildirgeler kanuni süresinde verilmiş sayılacak ve idari para cezası uygulanmayacaktır. Bu yükümlülükler için daha önce uygulanan ve ödemesi yapılmayan idari para cezaları, kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın terkin edilecektir. İdari para cezaları tahsil edilmiş ise iade veya mahsup edilmeyecektir.

Buna göre, sigortalılıklarının başlangıcına ve sonlandırılmasına ilişkin;
  1. Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları ile ilgili şirket yetkilileri,
  2. Limited şirket ortakları ile ilgili şirket yetkilileri, 
          Sigortalılığın başlangıcı ve sonlandırılmasına ilişkin bildirim yükümlülüğünü, 5510 sayılı Kanunun geçici 57.maddesi uyarınca 11/12/2014 (dahil) tarihine kadar yerine getirmeleri halinde bildirim yükümlülükleri kanuni süresinde yerine getirilmiş sayılarak sonucunda idari para cezası uygulanmayacaktır. 

Limited şirket ortağının/anonim şirketin yönetim kuruluna seçilen ortağının, emekli olması veya bir başka işyerinde 4/a kapsamında sigortalı olması ya da aynı zamanda bir başka şirkete de ortak/yönetim kurulu üyesi olması, bildirge verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Bu nedenle tüm meslek mensuplarının, kağıt ortamındaki bildirge verme yükümlülüğünü 11/12/2014 tarihine kadar yerine getirmeleri, işverenlerinin ilerleyen dönemlerde idari para cezalarıyla karşı karşıya kalmamaları açısından önem taşımaktadır.

18 Ekim 2014 Cumartesi

TÜRKİYE DE İYİ ŞEYLER

Milli Takım Bosna'da
Dünya'da ve Türkiye'de olumsuz birçok olay gerçekleşirken güzel şeyler de olmuyor değil.

Savaşlar, çatışmalar, sokak karışıklıkları, gençlerin polisi taşlaması, insanların galeyana gelmesi, kardeş kavgaları, çocuk gelinler, kan davaları ve birçok olumsuzluk, her gün haber bültenlerinde yerlerini almış, içimizi karartmaya devam ediyor. Her akşam haberlerinde ''Arkadaş bu nasıl haber bülteni içimiz karardı'' demekten kendimizi alamıyoruz.

Tüm bu olumsuz yaşam şartları devam ederken ben de içinizi karartacak değilim. Dün sabah, ülkemizi başarıyla temsil eden Türkiye Latin Dans Milli Takımı, Aytunç Bentürk liderliğinde Avrupa Dans Şampiyonası Bosna Hersek ayağına katılmak için yola çıktı.


Türkiyeyi Bosna Hersek'de de temsil edecek takım aslında farkında olmasak da hepimizin umut ışığı. Güzel ülkemizde çalışılınca neler yapılabileceğinin, hangi güzelliklerin ortaya konulabileceğinin kanıtı. Bugün e kadar özveriyle, bağlılıkla ve inançla çalıştırılan bu takıma ve saygıdeğer eğitmenlerine başarılar dilerim. Teşekkürler. Türkiye sizinle gurur duyuyor.



19 Nisan 2012 Perşembe

Mutfakta Folyo Tehlikesi

Mutfağımızın vazgeçilmez demirbaşı alüminyum folyo. Gerek yemek pişirmek gerek buzdolabında yemek saklamak için her gün alüminyum folyo ve kapları kullanıyoruz pek çoğumuz. Peki alüminyumun insan vücuduna zararları konusunda yapılan son araştırmalardan haberiniz var mı? Bu kez beni bu konuda yazmaya iten buradan Amerika’dan değil Türkiye’den gelen bir araştırma oldu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç .Dr. Sadettin Turhan yaptığı bir araştırma sonucunda alüminyum kaplarda pişirilen ve saklanan yemeklerin sağlık açısından zararları bir kez daha gözler önüne serilmişti... Yeni araştırmalar özellikle yüksek ısıya ve beklemeye maruz bırakılan alüminyum folyodaki alüminyum maddesinin yiyeceklere geçtiğini gösteriyor. Alüminyumun insan vücuduna başta kemik hastalıkları olmak üzere çok sayıda zararı olduğu belirtiliyor. Bu zararlardan bazıları anemi, kemik erimesi, zeka geriliği ve kanser. Alzheimer hastalarının beyin dokusunda görülen yüksek miktardaki alüminyum uzmanların Alzheimer ve alüminyum arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmesine yol açıyor. Ayrıca artan alüminyum miktarı vücudumuz için çok gerekli olan kalsiyum, demir, fosfor, magnezyum gibi minerallerin emilimini de azaltıyor.
Alzheimer hastalarının beyin dokusunda bulunan yüksek miktarda alüminyum, araştırmacıların Alzheimer ile alüminyum kullanımı arasında bir bağlantı olduğunu düşünmesine yol açıyor. Bu nedenle alüminyum kaplarda hazırlanan yemeklerin, tüketenlerde başta Alzheimer hastalığı olmak üzere anemi, kemik erimesi, zeka geriliği, hatta kansere bile neden olabileceği araştırmalar sonucu tespit edilmiş durumda. Alüminyumun sürekli alımıyla beyin hücrelerinde meydana gelen birikim Alzheimer’a ek olarak başka ciddi beyin rahatsızlıklarına yol açabiliyor.
Peki ne yapacağız? Alüminyum folyo gibi hayatımızı kolaylaştıran bir üründen hiç mi faydalanmamalıyız? Uzmanlar bu konuda alınabilecek önlemler olduğunu söylüyor...
Folyo kullanırken nelere dikkat etmeliyiz?
-Alüminyum folyoyu, asitli (yoğurt, limon sıkılmış et ve ürünleri gibi), yüksek sıcaklıkta pişirilen ve uzun süre dondurarak muhafaza edilen gıdalarda kullanmayın.
- Alüminyum kaplar yerine paslanmaz çelik kaplar, folyo yerine de yağlı kağıt ambalajları tercih edin.
-Folyoya ısıtma işlemi uygulamayın.
- Balık, et gibi yiyecekleri alüminyum folyoya sarıp fırında pişirmeyin. Çünkü yüksek ısı ve yiyeceklerin pişirilmesi esnasında çıkan kimyasal içerikli buhar, alüminyum folyo ile reaksiyona girebiliyor.
- Alüminyum folyoya sarılıp saklanacak gıdalar, çok tuzlu, ıslak ya da limonlu olmamalı.

Alimünyumu aldığımız kaynaklar: Alüminyum mutfak kapları, alüminyum folyolar. Hedef organlar: Kemikler, beyin, böbrekler ve mide.
Zehirlenme belirtileri: Bunama, gastroenterit, böbrek hasar, karaciğer fonksiyon bozukluğu, iştah kaybı, denge kaybı, adale ağrısı, psikoz, nefes darlığı, bünyede zayıflık. Son dönemde yapılan araştırmalar alüminyumun Alzheimer, Parkinson, bunama, hareketlerde koordinasyon kaybı, kelimeleri düzgün telaffuz edememe gibi nörolojik problemlerin oluşumunda çok büyük katkısı olduğunu ortaya koyuyor.
Alüminyum zehirlenmesi ve etkileri:
- Kan ve beyin fonksiyon bozuklukları
- Mide ve bağırsak ülseri
- Gastrointestinal hastalık
- Parkinson hastalığı
- Cilt problemleri
- Hiperaktivite
- Bebeklerde zeka geriliği
- Çocuklarda öğrenme bozuklukları
- Karaciğer rahatsızlığı
- Mide bulantısı
- Kabızlık
- Mide ağrısı ve gaz
- Enerji eksikliği

27 Mart 2012 Salı

Marketler Alım Gücünü Azaltacak

Rekabet Kurumu, dev market zincirlerinin alım gücünü kullanıp düşük fiyatla ürün almalarının gelecekte üretici sayısında azalmaya yol açacağı uyarısında bulundu.

rekabet_kurumu_logoBu durumun fiyatlarda artışa neden olacağını kaydetti Rekabet Kurumu’nun büyük market ve perakendecilik sektöründe yaptığı araştırmalar gelecekte pahalılıkla sonuçlanacak gizli bir tehlikeyi ortaya çıkardı. Rekabet Kurumuna göre, marketlerin bugün ucuzluk sağlayan bazı tedarik yöntemleri gelecekte fiyatları kalıcı biçimde artırma riski taşıyor.
Rekabet Kurumu, hazırladığı Rekabet Raporunda "HızlıTüketim Malları Perakendeciliği Piyasasını” inceledi, geleceğe ilişkin çok kritik bir tespitte bulundu. Kurum, dev market zincirlerinin "toplu alım gücünün gelecekte hayat pahalılığına yol açabileceği” uyarısı yaptı.
Rapora göre, büyük marketlerin yüksek alım gücünü kullanarak düşük fiyatla ürün alması, rekabete yenik düşen bazı üreticilerin piyasadan çıkmasına yol açabilecek. Bu durum süreç içerisinde piyasadaki üretici ve tedarikçi sayısını azaltacak, dolayısıyla piyasa az sayıda tedarikçi ile az sayıda markete kalacak.
Sonuçta da bu durum rekabet ortamının bozulmasına, fiyatların yükselmesine ve tüketicinin zarar görmesine neden olacak.
Raporda, marketler arasında rekabet olduğu sürece, büyük alım gücünün avantajıyla ucuza alınan ürünlerin ucuz fiyatla tüketiciye satılacağı ifade edilen raporda, "Ancak rekabetin azaldığı bir yapıda alım gücünün getirdiği maliyet avantajlarının marketlerde kalması ve tüketiciye yansıtılmaması söz konusu olabilecektir. Marketler tedarikçiden indirimli ürün alsa dahi rekabet yoksa bu indirimi tüketiciye yansıtmayacaklardır" denildi. Türkiye'deki marketlerin yavaş ilerleyen ve fark edilmeyen devralma ve birleşmeler yoluyla büyüdüğüne de dikkat çekildi.
Raporda ayrıca, büyük marketlerin birçok ürünü kendi markaları adı altında üretmelerinin de bugün itibariyle rekabeti artırdığı, dolayısıyla fiyatların ucuzlamasını sağladığı belirtilirken, bu durumun tüketiciye kısa vadede katkı sağladığı ifade edildi. Marketlerin özel markalı ürün yoluyla tedarikçi şirketlere aynı zamanda rakip oldukları belirtilen raporda, "Özel markalı ürünlerin payının artması, üretici ve tedarikçilerin kendi ürünlerine market raflarında yer bulmalarını zorlaştıracak, dolayısıyla yeni ürün ve marka gelişimim yavaşlatacaktır" denildi.

19 Mart 2012 Pazartesi

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ

Dün Çanakkale Zaferi'nin yıldönümüydü ama Nevruz Kutlamaları gündeme damgasını vurdu. Ne yani Nevruz ile 18 Mart birlikte kutlanamaz mıydı? İkisi de Milletimiz'in coşkusu değil mi? Nevruz kutlamaları yasaklandı. Barikatlar kuruldu. 18 Mart Coşkusu lekelendi.

Yasakları koyanlar. Dış güçlerin piyonları. Hala anlamadılar.

''ÇANAKKALE GEÇİLMEZ'' Diyoruz. Bunu boş kafanıza sokun!

17 Mart 2012 Cumartesi

Hasankeyf Taşınmak istemiyor

Herkes Hasankeyf'i konuşuyor şimdi konuşma sırası Hasankeyflilerde..

Doğa Derneği uzmanları ve araştırmacı Ebru Işıklı sordu Hasankeyfliler yanıt verdi; Hasankeyfliler baraj hakkında ne düşünüyor? Taşınmak istiyorlar mı? Ne kadar gelirleri var? Onları nasıl bir gelecek bekliyor? Tüm bu sorulara Hasankeyflilerin yanıtı var...

Uzman Ebru Işıklı'nın hazırladığı araştırma ile, 357 ev ve işyerinde yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda Hasankeyflilerin yaklaşık yüzde 70'inin, 11 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf'i bırakarak DSİ köyüne gitmek istemediği ortaya çıktı.

Hasankeyfliler, Ilısu Barajı yüzünden tarihi geçmişlerini bırakıp DSİ tarafından yapılan köye gitmek istemiyor; Kapadokya gibi UNESCO Dünya Mirası olup tarihlerini yaşatmak istiyor.

Doğa Derneği tarafından Dünya Nehirler Günü'nde Hasankeyf'te gerçekleştirilen basın toplantısı ile açıklanan araştırma, Hasankeyflilerin kendi yörelerindeki kültürel ve doğal mirasa derin bir bağlılık beslediklerini ve kendilerini burada yaşama hakkından mahrum bırakılmış hissettiklerini ortaya koyuyor. Araştırma, taşınmaya zorlanmalarının Hasankeyf halkı üzerinde ciddi psikolojik ve sosyal etkileri olacağını gösteriyor.

Yeni köydeki evin borcunu kim ödeyecek?

Anket çalışması yapılan halkın yarısından fazlasının aylık geliri asgari ücretin altında. Öyle ki Hasankeyf halkının yaklaşık yüzde 20'si aylık 300 TL civarında gelirle hayatta kalma savaşı veriyor. Araştırmaya katılanların yüzde 70'i, DSİ köyündeki evlerin borcunu ödemek konusunda çaresizlik içerisinde olduklarını belirtiyor. Hasankeyf halkının yaklaşık yüzde 30'u ise zorla evlerinden çıkarıldıklarında nereye gidecekleri hakkında herhangi bir fikre sahip değil.

Araştırmaya katılanlardan Hasankeyf'ten gitmek isteyenlerin oranı yüzde 21, bunun nedeni ise işsizlik ve ev koşullarının çok kötü durumda olması. Ilısu barajıyla yok edilmek istenen Hasankeyf'in 1'inci dereceden arkeolojik SİT alanı olması nedeniyle deyim yerindeyse halkın evine çivi çakması dahi yasak. Bu nedenle Hasankeyflilerin yüzde 10'u mutfağı olmadan yüzde 45'i de tuvaleti dışarıda olan evlerde kötü koşullarda yaşamaya zorlanmış durumda.

Araştırma ile ortaya çıkan bir diğer sonuç ise, Bakan Eroğlu'nun "Barajdan sonra daha fazla turist gelecek" sözlerine inanların oranı sadece yüzde 13.

"Hasankeyf dünya mirasıdır yok edilemez"

Dünyanın en tartışmalı baraj projelerinden biri olan Ilısu, 310 kilometre karelik bir alanı sular altında bırakacak ve uluslararası öneme sahip bir kültür ve doğa mirasını yok edecek. Oysa bu alan UNESCO'nun 10 Dünya Mirası kriterinden 9'unu birden sağlayan dünya üzerindeki tek yer.
Doğa Derneği Bülteni'nden
Lütfen ziyaret ediniz:  http://www.dogadernegi.org/

YORUMSUZ….


Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Esenyurt’ta bir AVM inşaatında işçi çadırlarında çıkan yangında 11 kişinin hayatanı kaybetmesiyle ilgili bir açıklama yapmış.  Açıklamasının bir bölümünde “…birfirma yatırım yaparken her masrafı yapıyor ve iş güvenliğini en ideal düzeyde sağlıyor. Bir diğeri güvenlik tedbirlerinden kısıyor, son saatlerde sigorta yapılıyor düşünebiliyor musunuz. Çocuk çalıştırılıyor…Burada aleni birhırsızlık olduğunu görmemiz için sadece yasalara ihtiyacımız yok…” ve deam ediyor….
ÇOCUK ÇALIŞTIRILIYOR…
Diyor….
                                                                       *******
Geçtiğmiz günlerde, Hükümet eğitim sistemini baştan sonaddeğiştirecek bir yasa tasarısını Meclise sunmuştu…
Bu tasarının bir maddesinde çıraklık yaşının 14’ten 11’e indirilmesi ile ilgili bir bölüm vardı…
Daha sonra, gelen tepkileri değerlendiren bakanlık bu bölümü tasarıdan çıkardı….
                                                                       *********

11 yaşındaki bir insan çocuk sayılmıyor muydu???
Bu insan çıraklık yaparken çocuk yaşta olmuyor muydu???

15 Mart 2012 Perşembe

Helenizm Tehlike Altında

Yunanistan'daki ekonomik krizin ardından, yardım paketini sıkı pazarlıklar sonucu veren Avrupa Birliği, müze ödeneklerini azaltınca komşu ülkedeki birçok müze kapanmak zorunda kaldı.

Yunanistan Hükümeti yardım paketini almak için geçtiğimiz yılın son altı ayında, müze ve örenyerlerinin ödeneklerini kısıtladı. Ödeneklerin azaltılmasıyla, ikibin müze ve örenyeri çalışanı işten çıkarıldı. Açıkhava müzelerindeki en büyük problem güvenlik olunca, bir çok müze halka kapatılarak depo haline getirildi.

2012 içerisisinde onbeşbin kültür işçisinin ilişikleri kesilecek. Yunanistan'ın asıl gelir kaynağı turizmin can damarı kültür turizmine  aldığı bu darbe uzun süre toparlanmasını engelleyebilir. Avrupa Birliği'nin Yunanistan üzerinde uyguladığı ekonomik önlemler ne derece mantıklı tartışılıyor. Yunanistan'daki arkeolog ve sanatseverler, Avrupa Birliği'nin ve Yunan Hükümetinin, Helen Uygarlığına ve Yunan Turizmi'ne büyük darbe vurduğuna inanıyorlar.


Durum çok üzücü bir hal alabilir. Helen uygarlığına ait birçok eser hırsızlık ve yokolma tehtidi altında. Ödeneklerin kesilmesi sonucu kapatılan müzeler ve açıkhava müzeleri, gelir elde edemeyince Yunan Hükümeti'nin nasıl hareket edeceği merak konusu. Gücünü Helen Uygarlığı'ndan alan Avrupa Birliği'nin bu eserleri yok pahasına satın alma projesi olduğu söylentisi şimdiden yayıldı. Tarihi eser kaçkçıları şimdiden ellerini kavuşturmaya başladı.

13 Mart 2012 Salı

Ta​sarım Harikası Tacs Türkiye'de


Tasarım meraklısı gençlere ve kendini her zaman genç hissedenlere
müjde! Zar, sabun, kamera objektifi, plak gibi günlük yaşamamımızda
kullandığımız objelerden esinlenerek yaratılan tasarım harikası TACS,
yepyeni modelleri ve sıra dışı tasarımlarıyla Konyalı Saat mağazalarında
satışa sunuluyor.

Çevremizde gördüğümüz her obje kimi zaman bir saat tasarımcısının usta ellerinden
çıkarak eşsiz bir saate dönüşebiliyor. Biraz gözlem biraz yaratıcılık kişisel zevklere
hitap edecek saatlerin tasarlanmasına yardımcı oluyor. Japon saat markası TACS de
bu ilkeden hareket ederek eşsiz tasarımlarını meydana getiriyor.
TACS saat koleksiyonu tasarımcılarının farklı tecrübelerinin izlerini taşıyor. Kişisel
yaşam tarzlarının yansıtılması amacıyla tasarlanan TACS modelleri, kimi zaman bir
kamera objektifinden kimi zaman da bir sabundan ilham alınarak oluşturuluyor.
Hem kadın hem de erkek modellerinin bulunduğu TACS, yaşam tarzını saatine de
yansıtmak isteyen herkese hitap ediyor.
Her saat farklı bir hikayeye sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Kimi model bir su
damlasından esinlenerek tasarlanırken kimi model de bir plaktan esinlenerek
tasarlanıyor.
Türkiye’de Ocak ayından itibaren Konyalı Saat mağazalarında satışa sunulan
TACS, Hong Kong ve Japonya’da olduğu gibi Avrupa’da da hızla yayılıyor. TACS’in
Türkiye’deki saat pazarına farklı bir soluk getireceğini aktaran Konyalı Saat
Perakendeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barbaros Yücesoy, TACS ile Konyalı
Saat mağazalarında tasarım ürünlerin çeşitliğinin artırıldığını belirtiyor ve ekliyor; “
TACS özellikle Uzak Doğu’da gençler arasında çok popüler olan bir marka. Avrupa
pazarına yeni girmesine rağmen orada da çok ilgi çekti. Türkiye de genç nüfusu
fazla olan bir ülke, dolayısıyla ürünlerin burada da çok rağbet göreceğine inanıyoruz.
Ayrıca TACS markası ile Konyalı Saat mağazalarımızdaki saat modellerinin tasarım
yönünü de güçlendireceğiz.”

9 Mart 2012 Cuma

Kadınlar İşyerlerinde Şiddete Maruz Kalabiliyor

Türkiye’nin iş ve insan kaynakları sitesi Yenibiris.com’un 8 Mart Kadınlar Günü öncesinde düzenlediği anketlerin sonuçları kadınların iş yerlerinde en az bir kere hakaret, aşağılama gibi şiddet içeren bir davranışa maruz kaldıkları gerçeğini ortaya koydu.
En önemli toplumsal sorunlardan biri olan “kadına şiddet”, Türkiye’de önüne geçilmesi gereken olguların başında geliyor. Yenibiris.com tarafından çalışan kadınlar arasında internet ortamında gerçekleştirilen bir dizi ankette çarpıcı sonuçlar elde edildi. Anketleri 1583 kişi yanıtladı.  Anketlere göre iş hayatının herhangi bir döneminde birden fazla şiddet içerikli davranışa maruz kalan kadınların oranı yüzde 41 çıktı. Sadece bir kere bu tip bir şiddet görenlerin oranı da yüzde 31 olarak belirlendi. Hayatlarında böyle bir şiddetle karşı karşıya kalmadıklarını belirtenlerin oranı ise sadece yüzde yüzde 28 oldu.  İş hayatında en sık karşılaşılan şiddet türünün başında yüzde 78 oranla hakaret ve aşağılama geliyor. Ardından, yüzde 11 oranla sözlü veya fiziksel cinsel taciz ile karşılaşılan şiddet türü oluyor. Tehditle karşılaşma oranı ise yüzde 10 olarak belirlendi. Dayak ve yaralama ile karşılaşılan kadınların oranı da yüzde 1 olarak açıklandı.  Anketlerin diğer bir sonucuna göre, şiddete maruz kalan kadınların yüzde 39’u şiddete mesai arkadaşları tarafından maruz kaldı. Yüzde 35’i yöneticisi, yüzde 19 patronu, yüzde 7’lik bir kısmı ise müşteriler tarafında şiddet içeren hareketlerle karşılaştı.
Şiddet karşısında kadınlar ne yapıyor?Anketlere göre şiddet karşısında kalan kadınlardan yüzde 24’ü tepkilerini dava açarak gösteriyor. Ekonomik nedenlerden dolayı herhangi bir karşılık vermeyenlerin oranı yüzde 22 olarak belirlendi. Yönetici veya genel müdüre şikayet edenlerin oranı ise yüzde 17 civarında olurken, şiddete maruz kalanlardan istifa edenler yüzde 15 oranında oldu. Çalışmaya katılanların yüzde 4ü tepkisiz kalırken, yüzde 1’i psikolojik destek aldığını belirtti. Yüzde 18’lik bir kesim de bu seçeneklerin birkaçını aynı anda yaptıklarını ifade etti. İş hayatının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalıp, durumu yönetici veya patronlarına bildirenlerden yüzde 30’u üstlerinden sadece moral aldığını fakat bir şey yapmadıklarını belirttiler. Yüzde 29’u patronların konuyu örtbas ettiğini ifade ederken, yüzde 28’i üstlerinin şiddet gösteren kişiyi işten çıkardığını belirtti. Çalışmaya katılanlardan yüzde 13’ü de patronlarının şiddet gösteren kişiyi uyardıklarını açıkladı. Yenibiris.com Genel Koordinatör Burçak Pak Yılmaz çalışmanın önemli sonuçlar ortaya koyduğunu belirterek, “Türkiye’de 1980’li yıllardan itibaren kadınların çalışma hayatına girişi hızlandı. Son yıllarda kadınların kurumlardaki sayılarının yanı sıra mevkilerinin de yükseldiğini görüyoruz. Ancak, bu gelişmelerin sürdürülebilmesi için iş ortamlarında kadınlara yönelik her türlü şiddetin tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor. Ancak bu şekilde kurumlar sağlıklı ve başarılı bir çalışma ortamına sahip olurlar. Her türlü şiddetin ortadan kaldırılması için kurumlarda yeni düzenlemelere gerek duyuluyor” dedi.
İş hayatınızın herhangi bir döneminde şiddete (hakaret, aşağılama, tehdit vs.) maruz kaldınız mı? Birden fazla                      %41
Bir kere                           %31
Hayır hiç kalmadım             %28

İş hayatınızın herhangi bir döneminde şiddete maruz kaldıysanız, ne türdendi? Hakaret, aşağılama                              % 78Sözlü veya fiziksel cinsel taciz               % 11  Tehdit                                              % 10  Dayak, yaralama                                 % 1   

6 Mart 2012 Salı

Pazarıma Dokunma!

Yıllardır süregelen ve neredeyse geleneklerimiz arasına giren semt pazarları için yapılan yeni düzenlemeyle cadde ve sokaklara gelişigüzel kurulan pazarlar kalkıyor!
Yönetmelikle artık cadde ve sokaklara semt pazarı açılamayacak. Kayıt dışılığın da önüne geçilmesini hedefleyen yönetmeliğe göre, sokak aralarında seyyar sebze ve meyve satışı da yasak. Trafiği de olumsuz etkilediği gerekçesiyle Mart Ayı içerisinde devreye girecek uygulama,yaklaşık 330 bin pazarcıyı ve 3 bin 150 belediyeyi etkiliyor.



330 bin pazarcı ortalama 3 kişiyi geçindirdiğini düşünürsek 990 bin kişininin ekmeği demek. Pazarlar kaldırılırsa taze sebze meyveyi ucuza yemek, hatta görmek bile hayal olacak. Bunun yerine havalandırması yetersiz kalan hatta kokuya neden olan marketlerin sağlıksız koşullarında bulunan meyveler yüksek fiyattan satışa sunulacak.

Avrupa ve Amerika'da yaşanan, tane ile meyve sebze almak hayatımıza girecek. Kilo ile alım tarihe karışacak. Eğer pazarlar kaldırılırsa Türk Kültürü'nden bir yaprak daha koparılacak.
PAZARIMA DOKUNMA!

Fotoğraflar Uğur Yüksel'in arşivinden. Lütfen izinsiz kullanmayınız.

4 Mart 2012 Pazar

En Değerli Telekom Markaları Arasında 3 Türk



Brand Finance’in tüm dünyada yaptığı marka araştırması telekomünikasyon ve perakende sektörlerinin marka liderlerini belirledi. Türk Telekom, Avea ve Turkcell dünyanın en değerli 500 telekom markası  arasında kendilerine yer bulurken, araştırma Türkiye’nin en değerli  perakende markasının BİM olduğunu ortaya koydu.
Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance dünyanın en değerli telekom ve perakende markalarını açıkladı. Telekom sektörünün en değerli markası 30 milyar dolar marka değeri ile Vodafone oldu.

Gelişen pazarların markaları yükseliyor
Brand Finance’in yaptığı araştırma, telekomünikasyon sektöründe en çok gelişme kaydeden markaların BRIC ülkeleri olarak da bilinen Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin markaları olduğunu ortaya koydu. En önemli gelişmeler BRIC(Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin) ülkeleri markalarında görüldü. Brezilya’dan VIVO, Rusya’dan ROSTELECOM, Hindistan’dan AIRTEL yükselen marka değerleri ile dikkat çekerken 500 en değerli marka arasında Türkiye’den, Türk Telekom ve Avea ile birlikte Turkcell yer aldı. Türk Telekom Grubu’nun marka değeri 2 milyar dolar, Turkcell’inki ise 1,5 milyar dolar olarak ölçüldü. 

Cihazlarda Apple üstünlüğü
Mobil telekomünikasyon cihazı markalarının değerlendirildiği listede ise ilk sırayı Apple alırken, Steve    Jobs’ın yönetimi altında dünyanın en değerlileri arasına giren şirketi sırasıyla Samsung, Nokia, HTC ve Blackberry takip etti. Donanım kategorisinde ise en değerli markalar sırasıyla CISCO, Ericsson, Alcatel-Lucent, Qualcomm ve Nokia-Siemens oldu. 

Türkiye’nin en değerli perakende    markası BİM
Brand Finance’in yaptığı değerlendirmelere göre perakende sektöründe dünyanın en değerli markası  38,3 milyar dolar marka değeri ile Walmart olurken, listede ABD’li markaların üstünlüğü dikkat çekti. Amazon.com, Walgreens, Sam’s Club, ASDA gibi internet üzerinden satış yapan markaların sıralamadaki üstünlükleri, internetin perakende sektöründe ne kadar önemli bir paya sahip olduğunu göstermiş oldu. Türkiye’nin en değerli perakende markası ise 1,2 milyar dolarlık marka değeri ile BİM oldu.

1 Mart 2012 Perşembe

Nostalji: 2012 Motorsiklet Fuarı'nda Yeni Modeller

Fuar adı : Eurasia Moto Bike Expo












Konusu : Motosiklet, Bisiklet ve Aksesuarları Fuarı
Tarihi :
01 - 04 Mart 2012
Fuar alanı : İstanbul Fuar Merkezi / SALON 9 - 10 - 11

27 Şubat 2012 Pazartesi

''İNCİ'' yi Kaybediyoruz

İnci derken, herhangi bir insandan bahsetmiyorum. İnci bir tarih. İnci bir kültür. İnci bir lezzet. Müthiş profiterolü ile bilinen İstiklal Caddesi'nin en ünlü pastahanesi İNCİ.

İstanbul'a gelindiğinde uğranmadan edilmez İnci'ye. Türkiye'de en iyi profiterolü yapan, tarih kokan, kültür kokan İnci Pastahane'si, bulunduğu binanın restorasyonu nedeniyle taşınmaya zorlanıyor. Artık asıl amaç nedir bilinmez. Restorasyon mu? Yeni bir bina mı? Hiçbiri tutmaz İnci'nin yerini. Eski İstanbul Hanımefendileri'nin Beyefendileri'nin uğrak yeri İstiklal Caddesi'nin ambiyansını kaybetmesini kimler istiyor? Önce Markiz kapandı, sonra açıldı ama hiçbirzaman eskinin yerini tutamadı. Maksi kapandı yerini alt kalite barlar aldı. Kemancı'ya sahip çıkılmadı, basitleşti, bayağılaştı. Şimdi sırada İnci mi var?

Bugünün İstanbul Hanımlarına Beylerine sesleniyorum: En azından İNCİ'ye sahip çıkalım.

Eski İstklal ve Taksim'den Manzaralar:


23 Şubat 2012 Perşembe

Sosyal Telekız

Vestel'in sitesinde bulunan bu başlık ''Sosyal Telekız'' çok ilgimi çekti. Sosyal medyanın hayatımıza ne denli fayda sağladığı biliniyor. Bu başlık altında yayımlanan yazı ise sosyal medyanın kültürel değerlere ne şekilde etki ettiği ile ilgili. Telif hakları saklı olduğundan yazıyı yaymlayamıyorum. Alttaki linkten tıklayarak okuyabilirsiniz. Okuyanların yorumlarını bekliyorum.

http://www.vestel.com.tr/ebulten/Detail.aspx?ID=1051

19 Şubat 2012 Pazar

MIT YASASI MECLIS'TEN NASIL GECTI


Bildiğiniz gibi Milli İstihbarat Teşkilatı Mensupları'nı daha rahat yargılayabilmek için AKP tarafından hazırlanan yasa teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan yasa değişikliği, Resmi Gazete'de de yayınalandı.

 Dünya Basını'nda da geniş yer alan yasa değişikliği, AKP' nin yeni zaferi olarak değerlendirildi. Amerikan yayın organları, yasanın takılmadan Meclis'ten  geçmesini, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eli daha da güçlendi'' şeklinde yorumladı.

Peki bu önemli yasa Meclis'ten geçerken Milletvekilleri nasıl bir çalışma içerisine girdi. Bu dikkat gerektiren çalışma objektiflere şu şekilde yansıdı.


Fotoğraflar yorumsuzdur.

ZZZZZZZZ! Pardon blog yazarken bir anda :)

17 Şubat 2012 Cuma

Apple Fason Firmaları'nı Denetliyor



Dünyaca ünlü bilişim markası Apple, iPhone ve iPod 'ları fason ürettirdiği Çinli Firmalar'ı denetlemeye başladı. Dünya Basını'nda, bu firmalarda çalıştırılan işçilerin kötü şartlar altında çalştıkları haberleri artınca şirket, bu denetleme kararını aldığını açıkladı.

iPhone u Çin'de üreten en büyük Apple Fasoncu'sunun Apple 'a ürün tescil hakkı üzerine dava açacağı dedikodusunun yayılmasıyla, denetleme haberinin aynı döneme gelmesi çok düşündürücü. Koskoca Apple firması, ortlama 650 USD ye sattığı iPhone Markasını 48-50 USD' ye mal ederken hangi şartlar altında üretildiğini bilmiyorsa yazık. Bilmiyorsa bile tahmit etmesi gerekmez mi? Apple insan zekası üzerinde yükselen bir firma değil mi? Bence asıl amacı fasoncularını bazı şartlara zorlayarak, dava açmalarını engellemek olabilir. Malumunuz bu firma daha önce de kurucusunu saf dışı bırakıp hisselerini yok pahasına satın alarak, Üstün Zekalı kurucuyu işçi olarak işe almamış mıydı? (Steve Jobs'tan bahsediyorum. Allah rahmet eylesin.) İnsana verilen değer ortada. Asıl denetleme nedenini sizler düşünün.