Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2016 Perşembe

OKUL SÜTÜ PROGRAMI

18 Ağustos 2016 tarih 29805 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 2016/38 sayılı tebliğ gereği, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca ortaklaşa yürütülen Okul Sütü Programı kapsamında öğrencilere süt içme alışkanlığını kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amacıyla 2016-2017 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde, bağımsız anaokulu, uygulama sınıfı, ana sınıfı ve ilkokul öğrencilerine Pazartesi-Çarşamba-Cuma günlerinde 200 ml ambalajlı, yağlı, sade UHT içme sütü dağıtılmasına ilişkin olarka usul ve esaslar belirlenmiştir.
Bu kapsamda özel öğretim kurumları, programa eşdeğer süt veya süt ürünü tüketilmesini sağlamaları halinde, velinin görüşü esas alınarak kurum yönetiminin kararı doğrultusunda programın kapsamı dışında tutulur.

Bu tebliğ, 03/06/2015 tarihli 2015/7837 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Karara dayanılarak hazırlanmıştır.

2 Kasım 2014 Pazar

About Ebola Virus and Protections

WHAT IS EBOLA VIRUS

DISEASE?

■ Ebola virus disease is a severe and

fatal viral disease that affects humans

and wild animals (monkeys, gorillas and

chimpanzees).

■Following the incubation period of

2-21 days (8-10 days mostly) after

being exposed to the disease, some

symptoms such as high fever, headache,

joint and muscle pain, weakness,

diarrhea, vomiting, abdominal pain and lack of appetite can be

observed.

■ In severe cases, symptoms such as skin

eruption, red eyes, cough, dyspnea, sore

throat, difficulty in swallowing, hiccup,

internal and external bleeding and liver

and renal failure are also observed.

■ There is no specific treatm ent or vaccine against this disease.

■ Mortality rate due to the disease is almost about 90%.

HOW IS IT TRANSMITTED?

■ It is transmitted to people from infected

wild animals like chimpanzees, gorillas,

monkeys and bats.

■ It is transmitted through direct contact with blood or body fluids

(sweat, saliva, sperm) of an infected person or with objects

and syringes/needles contaminated with that person’s

blood or body fluids.

■ It is transmitted through contact with blood or body fluids of a

person died of Ebola virus disease.

■ It is transmitted through contact with living or dead wild

animals or their raw or undercooked meat.

WHAT ARE RISKS FOR TRAVELERS?

■ There is risk for people traveling to the places Ebola

virus outbreak is present.

■ Transmission risk of disease is higher in forestry areas,

local bazaars, and healthcare facilities.

■ Some occupational groups (healthcare professionals,

nature travelers etc) are under higher risk.

HOW CAN WE PROTECT OURSELVESP

■As in other contagious diseases, washing

hands with soap and water frequently is

important for protection. If there is no water

and soap, hands should be cleaned with alcohol-based hand

disinfectants.

■ Contact with wild animals sold in local bazaars should be avoided.

Meat of wild animals should not be eaten and dead animals

should not be touched.

■ Patients with suspected infection with this disease should be

stayed away from and infected or suspected people should be

isolated carefully. Infected or dead people should be approached

with special protective equipment (mask, goggles, gloves,

medical overalls etc).

■ Contact with blood or body fluids of

infected people or animals should be

avoided.

■ Objects that may have contacted with blood or body fluids of an

infected person should not be touched. Such objects should be

burned or disinfected.

WHERE DOES EBOLA VIRUS DISEASE OCCUR ?

■ Ebola virus disease outbreak still goes on in Republics of Guinea,

Liberia, Sierra Leone and Nigeria.

■ Democratic Republic of Congo, Gabon,

South Sudan, Ivory Coast, Uganda,

Congo, South Africa and Republic of

Mali are also places that some cases

were reported in the past

SUGGESTIONS FOR TRAVELERS AFTER THEY RETURN

■ Monitor your health for 21 days after your return from your travel

to epidemic areas. If you or any family member suffer from fever,

shivering, muscle pain, nausea, vomiting, skin eruption or

red eyes, immediately apply to a healtcare center.

■ If you fell sick during your travel, after you return to country,

immediately apply to a healthcare center even if your complaints

are not so serious.

■ Inform your doctor about your travel and potential disease

contacts definitely.

GENERAI

HEALTH RULES

IN TRAVELS

Appropriate preventive measures and special precautions

significantly reduce the risks of harmful health outcomes.

■ Do not forget that learning the specific circumstances in

your chosen destination and seeking advice on health

measures needed to be taken before your travel begins is

really important.

■Obtain enough prescriptions for your entire travel duration and

get advices from your doctor on how to prepare an appropriate

medical kit.

■ Boil the w ater that is not safe to drink definitely.

■Wash your hands frequently with w ater and soap

■ Do not eat foods unless you are sure about their freshness and

sources.

■ If you apply to a healthcare center for any reason, be sure

that the needles and instruments used for you are disposable

and sterile.

■Take necessary precautions against pests. It will be hepful

to use fly-repellent sprays and mosquito nets when sleeping.

Trauel Health

SUPPOrt Line Support Line”;

■ Medical advices about health risks in the countries chosen for

travel and required preventive measures are provided for

people before their travels.

■Consultancy services are provided about the health problems

of people travelling abroad and our citizens and cognates living

in those countries. We are with you 7/24.

Risks related to international

travels vary according to the

characteristics of traveler (age, gender,

health status etc) and travel itself

(route, purpose, duration etc).

"Ö21~444 7734

Travel Health Support line

Republic of Turkey Ministry of Health

General Directorate of Health for Dorders and Coastal Areas of Turkey

Ebola Virüsü Ve Korunmanın Yolları

Ebola Virüsü hastalığı, insanlar ve vahşi hayvanlarda

(şempanze, goril, maymun) görülen ciddi, ölümcül

bir viral hastalıktır.

■Hastalığa maruz kaldıktan sonra 2-21

günlük (sıklıkla 8-10 gün) kuluçka

süresinin ardından yüksek ateş,

baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı, halsizlik,

ishal, kusma, karın ağrısı, iştahsızlık belirtileriyle ortaya çıkar.

■ A ğır vakalarda vücutta yaygın döküntü,

gözlerde kızarıklık, öksürük,

nefes almakta güçlük, boğaz ağrısı,

yutkunma zorluğu, hıçkırık, vücut içinde

ve dışında kanamalar, karaciğer ve böbrek yetmezliği görülür.

■ Özel bir tedavisi ve aşısı yoktur.

■ Ölüm oranı % 90’na varmaktadır.

NASIL BULAŞIRP

■ Enfekte şempanze, goril, maymun,

yarasa gibi vahşi hayvanlardan

insanlara bulaşır.

■ Hastanın kan ve vücut sıvılarıyla

(ter, tükrük, sperm) direkt temasla veya

hastanın kan ve vücut sıvılarıyla

kirlenmiş objelerle, şırınga /iğnelerle

temasla bulaşır.

■ Ebola virüsü hastalığından ölmüş

kişinin kan ya da vücut sıvılarına

temasla bulaşır.

■ Enfekte canlı ya da ölü vahşi hayvanlar

veya bunların çiğ ya da az pişirilmiş

etleriyle temas etmekle bulaşır.

YOLCULAR İÇİN RİSKLER NELERDİRP

■ Ebola virüsü salgınının görüldüğü yerlere seyahat edecek

kişiler için risk mevcuttur.

■ Ormanlık bölgelerde, yerel pazarlarda, sağlık tesislerinde

hastalık bulaşma riski daha yüksektir.

■ Bazı meslek grupları (sağlık çalışanları, doğa gezginleri )

daha fazla risk altındadır.

NASIL KORUNABİLİRİZP

■ Diğer bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi

ellerin su ve sabunla sık sık yıkanması

korunmada önemlidir. Su ve sabun

bulunamazsa alkol bazlı el dezenfektanlarıyla eller temizlenmelidir.

■Yerel pazarlarda satılan vahşi hayvanlarla temastan kaçınılmalıdır.

Vahşi hayvan eti yenmemeli, ölü hayvanlara dokunulmamalıdır.

■ Hasta olduğundan şüphelenilen insanlardan uzak durulm alı,

hasta ve şüpheli insanlar iyi izole edilmelidir. Hasta ve ölülere

özel koruyucu kıyafetlerle (maske, gözlük, eldiven, tulum gibi)

yaklaşılmalıdır.

■ Enfekte insan ya da hayvanların kan ve

vücut sıvılarıyla her türlü temastan

kaçınılmalıdır.

■ Enfekte bir insanın kanı ya da vücut sıvılarıyla temas etmiş

olabilecek nesnelere dokunulmamalıdır. Bunlar ya yakılmalı yada

dezenfekte edilmelidir.

DÜNYADA NERELERDE GÖRÜLÜRP

■ Ebola Virüsü Hastalığı salgını Gine, Liberya ve Sierra Leone

Cumhuriyetlerinde halen devam etmektedir.

■ Demokratik Kongo, Gabon,

Güney Sudan, Fildişi Sahilleri,

Uganda, K ongo, Güney Afrika ve

Mali Cumhuriyeti daha önce vakaların

bildirildiği ülkelerdir.

SEYAHAT DÖNÜŞÜ ÖNERİLER

■ Salgından etkilenen bölgelere yapılan seyahatlerin dönüşünde

21 gün süreyle sağlığınızı takip edin.Eğer siz ya da aile

bireylerinizden birinde ateş, titreme, kas ağrısı, bulantı,

kusma, cilt döküntüleri ya da gözlerde kızarıklık görülürse

acilen bir sağlık kuruluşuna başvurun.

■ Seyahatiniz esnasında hastalanmışsanız, ülkeye döner dönmez

şikâyetleriniz hafif bile olsa acilen bir sağlık kuruluşuna başvurun.

■ Hekiminizi seyahatiniz ve potansiyel temaslılarınız hakkında

mutlaka bilgilendirin.

Sera Leone

Liberya

fildişi SahilleriGabonKongo Cumhuriyeti

Seyahatte

Genel Sağlık

Kuralları

Uygun koruyucu tedbirler ve özel önlemler, kötü sağlık

sonuçlarının risklerini büyük ölçüde azaltmaktadır.

■ Yurtdışına çıkmadan önce gidilecek bölgeye özgü koşulları

öğrenmenin ve alınması gereken sağlık tedbirleri hakkında

bilgilenmenin sağlıklı bir gezi için büyük önem taşıdığını

unutmayın

■ Kalış süresine göre ilaç reçetesi temin edin ve doktorunuzdan

uygun bir sağlık çantası oluşturma ile ilgili tavsiyeler alın,

■ içmek için güvenli olmayan suları mutlaka kaynatın.

■ Ellerinizi sık sık su ve sabunla yıkayın.

■Tazeliğinden ve kaynağından emin olm adığınız gıdaları

yemeyin.

■ Herhangi bir nedenle sağlık kuruluşuna başvurmanız

durumunda sizin için kullanılan iğnelerin tek kullanımlık

( disposable ) ve aletlerin steril olmasına dikkat edin.

■ Haşerelere karşı gerekli önlemleri alın. Sinek kovucu spreyler

kullanmak, gece yatarken cibinlikle yatm ak faydalı olacaktır.

Seyahat Sağlığı

Danışma Hattı

«Seyahat öncesi, gidilecek ülkelerle ilgili sağlık riskleri ve gerekli

koruyucu önlemler hakkında bilgilendirme yapılmaktadır.

ıYurtdışına seyahat eden kişiler ile bu ülkelerde yaşayan

vatandaşlarım ız ve soydaşlarımızın yaşadığı sağlık sorunlarıyla

ilgili danışm anlık hizmeti verilmektedir. 7/24 yanınızdayız.

Uluslararası yolculuklarla ilgili

riskler yolcunun özelliklerine

( yaş, cinsiyet, sağlık durumu vs. ) ve

yolculuğun özelliğine ( güzergah,

amaç, süresi vs. ) göre değişir.

“ Seyahat Sağlığı

Danışma Hattı ”

vasıtasıyla;

0212 444 77 34

Seyahat Sağlığı Danışma Hattı

www.seyahatsagligi.gov.tr

*

&

T.C. Sağlık Bakanlığı

Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü

6 Ekim 2012 Cumartesi

SATIR (PARDON BIÇAK DEMEK İSTEDİM DE) PARASI

Sayın devlet büyüklerimiz geçmiş bir tarihte "Çalışmayanı çalıştıracağız, bıçak parasını kaldıracağız, doktorun elini hastanın cebinden çıkaracağız” söylemleriyle tıp fakültesi hastanelerindeki öğretim üyelerini yerden yere vurmuşlardı hatırlarsanız.
Bu konuyla ilgili -evet sonunda- bir tebliğ yaynlanmış. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 29 Eylül 2012 tarihinde yayımlanan Sağlıkta Uygulama Sağlık Tebliği (SUT) ile bakanın kendi deyimiyle vatandaştan satır (pardon ağzımdan kaçtı-bıçak) parası alınmasına olanak tanınacak. Söz konusu SUT madde 1: 3.2.1’de ikinci ve üçüncü basamak resmi sağlık hizmeti sunucularından … 5 TL ibaresinden sonra gelmek üzere “Vakıf üniversiteleri hariç olmak üzere 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamında olan üniversitelerdeki öğretim üyesi muayenelerinde artırmaya ve farklılaştırarak uygulamaya kurum yetkilidir” cümlesi eklenerek o çok kötülenen hekimler üzerinden fark ücreti alınması olanaklı hale getirildi.

Hastasın ve ameliyat olmak zorundasın.  Ama doktora satır parası vermek zorundasın. Vermezsen bu durum tamamen senin bileceğin bir iş. En fazla ölüp gidersin.

İşte, Türkiye'deki insan hayatının değeri budur bence.

YA SİZCE?

19 Nisan 2012 Perşembe

Mutfakta Folyo Tehlikesi

Mutfağımızın vazgeçilmez demirbaşı alüminyum folyo. Gerek yemek pişirmek gerek buzdolabında yemek saklamak için her gün alüminyum folyo ve kapları kullanıyoruz pek çoğumuz. Peki alüminyumun insan vücuduna zararları konusunda yapılan son araştırmalardan haberiniz var mı? Bu kez beni bu konuda yazmaya iten buradan Amerika’dan değil Türkiye’den gelen bir araştırma oldu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç .Dr. Sadettin Turhan yaptığı bir araştırma sonucunda alüminyum kaplarda pişirilen ve saklanan yemeklerin sağlık açısından zararları bir kez daha gözler önüne serilmişti... Yeni araştırmalar özellikle yüksek ısıya ve beklemeye maruz bırakılan alüminyum folyodaki alüminyum maddesinin yiyeceklere geçtiğini gösteriyor. Alüminyumun insan vücuduna başta kemik hastalıkları olmak üzere çok sayıda zararı olduğu belirtiliyor. Bu zararlardan bazıları anemi, kemik erimesi, zeka geriliği ve kanser. Alzheimer hastalarının beyin dokusunda görülen yüksek miktardaki alüminyum uzmanların Alzheimer ve alüminyum arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmesine yol açıyor. Ayrıca artan alüminyum miktarı vücudumuz için çok gerekli olan kalsiyum, demir, fosfor, magnezyum gibi minerallerin emilimini de azaltıyor.
Alzheimer hastalarının beyin dokusunda bulunan yüksek miktarda alüminyum, araştırmacıların Alzheimer ile alüminyum kullanımı arasında bir bağlantı olduğunu düşünmesine yol açıyor. Bu nedenle alüminyum kaplarda hazırlanan yemeklerin, tüketenlerde başta Alzheimer hastalığı olmak üzere anemi, kemik erimesi, zeka geriliği, hatta kansere bile neden olabileceği araştırmalar sonucu tespit edilmiş durumda. Alüminyumun sürekli alımıyla beyin hücrelerinde meydana gelen birikim Alzheimer’a ek olarak başka ciddi beyin rahatsızlıklarına yol açabiliyor.
Peki ne yapacağız? Alüminyum folyo gibi hayatımızı kolaylaştıran bir üründen hiç mi faydalanmamalıyız? Uzmanlar bu konuda alınabilecek önlemler olduğunu söylüyor...
Folyo kullanırken nelere dikkat etmeliyiz?
-Alüminyum folyoyu, asitli (yoğurt, limon sıkılmış et ve ürünleri gibi), yüksek sıcaklıkta pişirilen ve uzun süre dondurarak muhafaza edilen gıdalarda kullanmayın.
- Alüminyum kaplar yerine paslanmaz çelik kaplar, folyo yerine de yağlı kağıt ambalajları tercih edin.
-Folyoya ısıtma işlemi uygulamayın.
- Balık, et gibi yiyecekleri alüminyum folyoya sarıp fırında pişirmeyin. Çünkü yüksek ısı ve yiyeceklerin pişirilmesi esnasında çıkan kimyasal içerikli buhar, alüminyum folyo ile reaksiyona girebiliyor.
- Alüminyum folyoya sarılıp saklanacak gıdalar, çok tuzlu, ıslak ya da limonlu olmamalı.

Alimünyumu aldığımız kaynaklar: Alüminyum mutfak kapları, alüminyum folyolar. Hedef organlar: Kemikler, beyin, böbrekler ve mide.
Zehirlenme belirtileri: Bunama, gastroenterit, böbrek hasar, karaciğer fonksiyon bozukluğu, iştah kaybı, denge kaybı, adale ağrısı, psikoz, nefes darlığı, bünyede zayıflık. Son dönemde yapılan araştırmalar alüminyumun Alzheimer, Parkinson, bunama, hareketlerde koordinasyon kaybı, kelimeleri düzgün telaffuz edememe gibi nörolojik problemlerin oluşumunda çok büyük katkısı olduğunu ortaya koyuyor.
Alüminyum zehirlenmesi ve etkileri:
- Kan ve beyin fonksiyon bozuklukları
- Mide ve bağırsak ülseri
- Gastrointestinal hastalık
- Parkinson hastalığı
- Cilt problemleri
- Hiperaktivite
- Bebeklerde zeka geriliği
- Çocuklarda öğrenme bozuklukları
- Karaciğer rahatsızlığı
- Mide bulantısı
- Kabızlık
- Mide ağrısı ve gaz
- Enerji eksikliği

25 Mart 2012 Pazar

Çocukları Bazı Gıdalardan Koruyun.

Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak Nuhoğlu; son yıllarda çocukların beslenmesine giren ve hayatlarının bir parçası haline gelen, hiçbir besleyici değeri olmayan, ancak çocukların yemekten mutlu oldukları, hamburger ve benzeri yiyeceklerin zaman içerisinde astım oluşmasına neden olduğunu belirtiyor. Tekrarlayan öksürükler ve hırıltılı hastalıklar geliştikçe bu hastalıklardan kaynaklanan iştahsızlık oluştuğunda ailelerin sırf bir şey yesin düşüncesiyle çocuklara fast food tarzı yiyecekleri ödül olarak verdiklerini gözlemlediğini söylüyor. Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak Nuhoğlu; haftada 3 veya daha fazla hamburger tüketen çocukların astım riskinin hiç tüketmeyenlere kıyasla % 40 arttığına dikkat çekiyor. Bu rakamların çok yüksek olduğunu ve çocukların beslenmesine dikkat çekmenin önemli olduğuna değiniyor. En iyi tedavinin hastalık oluşmadan önce koruyucu sağlıklı beslenme olduğunun altını çiziyor.
Beslenme ve astım İlişkisi
Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak Nuhoğlu; günümüz çocuklarının taze sebze meyve yemek yerine, artık yağlı, yüksek kalorili, vitamin değeri düşük hazır gıdaları tercih ettiklerini söylüyor. Çikolata, kakaolu puding, ekmek üzerine sürülen kakaolu fındık ezmeleri, kakaolu süt ürünlerinin yuva ve anaokullarının beslenme listelerine girdiğine dikkat çekiyor. Çocukların süt ve sütlü gıdaları tüketmelerini sağlamak amacıyla kullanılan kakaonun, mide asit salgısı arttırdığını ve kafeinin mide başını gevşetici etki yarattığını, bu durumun da; asitli mide içeriğini yutma borusundan yukarı çıkardığını belirtiyor. Dr. Yonca Tabak, birçok dokuya zarar vererek ilerleyen mide asitinin önce yutma borusunun alt ucunu yaktığını ve daha sonra yukarı çıkıp soluk borusuna ulaştığını söylüyor. Önce ses telleri, ardından bronş mukozası ve hatta burun ve sinüslere kadar kaçtığı bilinen bu asitli içeriğin, dokularda yaptığı hasarla tekrarlayan ve uzun sürede iyileşmeyen öksürükler ve hırıltılı hastalıklara neden olduğunu vurguluyor.
Çocuklarda da reflü olur mu?
Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak Nuhoğlu; yaşanan bu durumun adının reflü olduğunu ve sağlıksız beslenme sebebiyle günümüzde artık çocukların da yaşadığı en büyük sorun olarak karşımıza çıktığını vurguluyor. Nedeni anlaşılamayan gece öksürükleri, ses kısıklığı, uzun süre antibiyotiklere rağmen geçmeyen balgam, iştahsızlık, karın ağrısı, mide bulantısı, geğirme, ağız kokusu ve diş gıcırdatma gibi belli belirsiz bulgularla doktor karşısına gelen çocukların çoğu zaman gereksiz yere astım tedavisi gördüğünü belirtiyor. Bu gibi durumlarda çocuğun beslenmesinin yeniden düzenlenmesiyle birlikte reflünün kolaylıkla önlenebileceğini, düzenli ve sağlıklı beslenmenin tüm bu solunum problemlerini ortadan kaldırmaya yeterli olacağını vurguluyor.
Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak Nuhoğlu, kafein içeren kola, çay, kahve, buzlu çay gibi içeceklerin çocukların beslenmesinden çıkarılmasını, en büyük kafein kaynağı olan kakaonun ise artık bir süt tükettirme aracı olarak kullanılmamasını önemle tavsiye ediyor. Çikolata ve içeriğindeki kakaonun çocuklarda bir tür bağımlılık yarattığını, çocukların beslenmesinden çıkarılan bu yiyeceklerin, başta zorluk yaşansa bile zaman içersinde sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor. İştahı açılan çocuklara tatlı gereksinimi için bol antioksidan içeren meyve tatlıları; kuru meyve ve kuru yemişlerden yapılmış tatlılar verilebileceğini bu beslenmenin bağışıklık sistemini geliştireceğini vurguluyor. Astım ve alerjik hastalıklardan koruduğu kanıtlanan tek beslenme türünün, bol meyve, sebze ve balık içeren Akdeniz beslenme şekli olduğunun altını çiziyor.


ÇOCUK BESLENMESİNDE UZAK TUTULMASI GEREKEN 10 GIDA
1-Çikolata ve kakaolu gıdalar
2-Kakaolu fındık ezmeleri
3-Kolalı içecekler
4-Çay, kahve ve buzlu çay
5-Patates kızartması, cips
6-Ketçap
7-Mayonez
8-Hazır meyve suları ve gazlı içecekler
9-Hamburger, pizza, lahmacun
10-Yoğun baharat içeren sucuk, çiğ köfte vb. gıdalar

1 Mart 2012 Perşembe

Dişlerinizi Üşütmeyin

Soğuk hava, yalnızca nezle, grip gibi kış hastalıklarına değil, dişeti problemi ya da sert fırçalama nedeniyle diş eti çekilmesi sorunu olan dişlerde önemli rahatsızlıklara da neden oluyor. Dişlerin soğuk havadan etkilenmesini önlemek için ise altı ayda bir mutlaka diş hekimi kontrolünden geçmek ve bu kontrollerde diş fırçalamaya ilişkin tüyoları öğrenmekte büyük fayda var.

Soğukların artmasıyla birlikte soğuğa dayalı diş ve dişeti rahatsızlıklarının da artabileceğini belirten Dentistanbul Dişhekimi Ayşegül Yıldırım Mirza konuyla ilgili şu bilgileri verdi:  “Dişlerin kök yüzeylerinde, dişin ağızda görünen kron kısmını kaplayan mine dokusu yoktur. Kök yüzeyi diş minesinden daha yumuşak bir doku olan sement ile kaplıdır. Özellikle sert diş fırçalama ve çok sert diş fırçası kullanımı ile oluşan dişeti çekilmesi sonucu açığa çıkan kökleri kaplayan sement dokusu kolayca aşınır ve altındaki dişin içindeki sinirlerle bağlantılı kanalcıklardan oluşan dentin dokusu açığa çıkar. Bu doku soğuğa karşı hassasiyeti hissetmenize neden olur. Bilhassa kış mevsiminde dişlerimizi çok soğuk suyla fırçalamamak gerekir. Aşırı soğuk ve sıcaklar diş hassasiyetini direk olarak etkileyen faktörler. Tabii en önemlisi de mevsim girişlerinde diş hekiminizi ziyaret edip rutin kontrolleri yaptırmak.”

20 Şubat 2012 Pazartesi

İnternet'e Mi Bağlıyız Hayata Mı

Günümüzde giderek yaygılaşan teknoloji beraberinde yeni sorunlar ve kronik rahatsızlıklar da getiriyor. Özellikle bilgisayar başında geçirdiğimiz süre, internet kullanımının yaygınlaşması ile daha da artıyor. Bu süre zarfında hareketlerimizin kısıtlanması çeşitli eklem rahatsızlıklarına ve obeziteye yol açıyor.

Aşırı internet kullanımı fiziksel sorunların yanı sıra psikolojik olarak da olumsuz yönde etkili. Bu nedenle Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kasım 2011 'den itibaren internet bağımlıları için bir poliklinik hizmete soktu. Bu poliklinikte, her yaştan internet bağımlısına, sorunlu internet alışanlıklarından kurtulmanın yolları anlatılarak, internet bağımlıları tedavi ediliyor.
  
Karikatür malumunuz.

Poliklinikte, kendilerini sosyalleşiyor zanneden, chat ve sosyal medya bağımlılarından, online alışveriş meraklılarına, cinsel içerikli site tutkunlarından, saatlerce bilgisayar oyunularından kalkamayan yetişkin, kadın/erkek, ergen, çocuk birçok kişi tedavi görüyor. Bu bağımlıların çoğu tedavi süreci sonrası hayata tekrar bağlanarak, interneti gerçekte ne kadar verimli kullanabileceklerini öğreniyorlar.

Türkiye’deki hastaneler arasında bir ilke imza atan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ni kutluyorum.
Eğer siz de kendinizi veya yakınınızı internet bağımlısı olarak görüyorsanız aşağıdaki linkten faydalanabilirsiniz:
 http://www.bakirkoyruhsinir.gov.tr/Sayfalar/235/Psikiyatri/Internet-Bapimliligi.aspx?hl=İNTERNET