22 Şubat 2016 Pazartesi

Ba ve Bs Bildirim Formlarının Doldurulmasında Cezai Yaptırımlara Karşı Dikkat Edilecek Hususlar

396 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bildirim usul ve esaslar belirlenen ve 2012/1 sayılı Uygulama İç Genelgesinde de “eksik veya yanıltıcı bildirim”in kapsamına yönelik açıklamalar yapılan Ba-Bs bildirim formlarının hazırlanması ve onaylanması aşamasında, cezai yaptırımlar ile karşılaşılmaması bakımından aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.
  • Bildirimde bulunurken, alım veya satım yapılan mükelleflere ilişkin “Vergi Kimlik Numarası” veya “T.C. Kimlik Numarası” bölümlerinin eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurulması gerekmektedir.
  • Bildirimde bulunurken, alım veya satım yapılan mükelleflerin adı-soyadı/unvanı bilgilerinin doğru ve tam bir şekilde yazılması gerekmektedir.
  • Alım veya satım yapılan mükelleflerin nev’i değişikliği, birleşme ve devir durumlarında, değişikliğin gerçekleştiği tarih itibarıyla vergi kimlik numarası ve unvan bilgileri dikkate alınarak bildirimde bulunulması gerekmektedir.
  • Alım yapılan mükelleflerin bildirimi sırasında Sistem tarafından bu mükelleflerin “mükellefiyetlerini terk etmiş” olduklarına yönelik olarak verilen uyarı mesajına dikkat edilerek bildirimde bulunulması gerekmektedir.


21 Şubat 2016 Pazar

''Anneciğim, kusura bakma kantinden tulumba tatlısı aldım''




Güneydoğuda, kendi toprağını kendi toprağında yaşayan düşmana karşı savunurken şehit olmadan önce annesine aldığı 110 liranın yüzyedibuçuk lirasını gönderiyor...
Yine yazdığı son mektubunda ''Anneciğim, kusura bakma, sana 2.5 lira eksik gönderdim. Kantinden canım çekti de 2.5 liraya tulumba tatlısı aldım, beni affet'' diye yazıyor...
... ve ertesi gün şehit düşüyor...

Kendi topraklarında yaşayanlara karşı kendi topraklarını savunan dünyanın düzeni...
                                                    
                                                                      ***

Bakıyorsunuz, okuyorsunuz...
Şehit ailesi derme çatma bir barakada yaşıyor... Yolu yok, izi yok... Etraf çamur içinde...
Devlet erkanı gelecek diye yolu greyder düzeltiyor, mucur dökülüyor...
Aman ha çamur bulaşmasın beylere...

Dünyanın düzeni mi böyle bizim kaderimiz mi çözemedim...

Niye bu ilahi adalet hep garibanın aleyhine işliyor... Zengin bu dünyada rahat edecek, fakir bilmediği dünyayı mı bekleyecek huzur bulmak için?

Niye hep garibanın evladı şehit olacak?
Böyle mi işleyecek bu dünyada ilahi adalet...
Neden 4-5 kişilik bir aile 1300 liraya mahkum edlecek de, bir eli yağda bir eli balda olanlar 15-20 bin lirayı az bulacaklar?

Niye biz kandırılıyoruz? Hangi partiden olursa olsun, vekil adayı birinci sıradan aday olmak için 300-500 bin lirayı gözden çıkarıyor... Temsil ettiği hemşehrilerinin hakkını korumak için mi yoksa ihaleleri kapmak için mi?

Bu düzen hep varlıklıdan yana mı işleyecek?

Gariban rahat etmek için öbür dünyayı bekleyecek. Biz hep güçlülerin kobayı mı olacağız?
Böyle mi  işleyecek bu ilahi adalet.....
Gariban anneler babalar öbür dünyada mı koklayacaklar evlatlarını?
Öbür dünyada mı imtiyaz kazanacaklar oradaki garibanlara karşı...

Nevret YÜKSEL

20 Şubat 2016 Cumartesi

Moda denen garabet! Nevret YÜKSEL'in kaleminden.

Moda denen garabet!


Yaşadıklarımı hatırlayabildiğim zamanlar 60 yıl kadar öncesine dayanıyor... Yani 1955 gibi...
O zamanlar İstanbul bugünün orta boy bir kasabası kadar. Nüfus iki milyon bile değil.... Teknoloji yok. Buzdolabı 100 evden ya birinde, ya ikisinde var... Diğerlerinin lüksü bir tel dolaptan ibaret. Zengin sayılanlarınki boyalı, bizimkiler ise tahta... İçlerine ne mi konuyor? Bir iki günlük zeytin, biraz beyaz peynir, bir iki yumurta... Evleri çoğunda şehir suyu bağlı değil en yakın çeşme 100-150 metre uzaklıkta...Radyo bir mucize, lambalı... Açtığınızda yayın 2 dakika sonra geliyor... Önceden açmazsanız ajansı (günün haberleri) kaçırabiliyorsunuz... Yayın ise Ankara. İstanbul ve İzmir radyolarından ibaret.. Peki ne vardı o zamanlar derseniz herşeyden önce mutluluk vardı. Komşuluk vardı... Ev gezmeleri sohbetler vardı... Yazlık sinemalar vardı... Ve bütün bunlar bize yetip artıyordu...
Günümüzde her şey var... Tek eksiğimiz yukarıda saydıklarım...

Bir ayakkabıyı ayak numaramız değişinceye kadar giyerdik. Pantolon büyüklerimizden bize kalıyordu... Olsun... Bunlar da bize yetiyordu... Yeter ki yırtık ve kirli olmasın...

Altmışlı yılların ortalarında batıdan esen moda rüzgarı yurdu sarmaya başlıyordu... Yine de bu kadar renkli cafcaflı değildi ilk yıllar... Siyah-beyaz-gri-bordo ve kahverengi renkler hakimdi... Hiç unutmam 18 yaşımda Sirkeci'den çok heveslenip değişik diye taba rengi bir yelek almıştım ustam Etem Çalışkan ''Nereden buldun bu bok rengini?'' diye beni rencide edip kırmıştı... Mesela o yıllarda maksi palto modası başlamıştı... Konuştuğum kızı Şirinevler'e bırakıp dönerken semtin maçoları ''Maksiii...Maaksii'' diye peşime takıldılar, kendimi bir taksiye atarak dötü! kurtarmıştım...

Yetmişli yılların başında İspanyol paça pantolon modası sarıverdi ortalığı... O kadar abartıldı ki paça genişliği 40 santim olanlar vardı... Çalıştığım gazetedeki mesai arkadaşımız Mahir işi o kadar abartmıştı ki paça 45 santimdi... Mesai başlarken yanımdakilere ''Mahir 5 dakika sonra burada!'' diyordum, onlarda nereden anladın diye sorunca ''Paçası içeri girdi!!'' diye takılıyordum...

Gelelim günümüze... Slim fit gövdene yapışan gömlekler, ceketler... Ayağa yapışan pantolonlar... Renk cümbüşü giysiler...

İnsanoğlu öyle tuhaf bir yaratık ki... Bugün gardrobumuzda kalan biraz eski bir gömleği, pantolonu giyip aynanın karşısına geçtiğimizde kendimizi palyaço gibi hissediyoruz...

Uzatmayalım... Diyeceğim dünyayı bir tüketim hastalığı sardı... Bu sezon giydiğimizi öbür sene giyemez olduk. Sistem bu minval üzerine kuruldu...

Yapmayalım arkadaşlar... Bir iki tadilatla eski giysilerimizi günün modasına adapte edebiliriz...Bu tüketim hastalığı ölümcül değil ama yıkımcı...Kendimizi modacıların histerilerine teslim etmeyelim...
(Garabet:Gariplik-tuhaflık) 

2016 Yılı Asgari Geçim İndirimi (AGİ) Hesaplama Oranları ve Tutarlar

Asgari Geçim İndirimi (AGİ) Nedir ?

Asgari Geçim İndirimi, çalışanlara devlet tarafından sağlanan, almış oldukları maaşa eklenen bir ücrettir. 16 yaşını dolduran çalışanlar asgari geçimini sağlamak için devlete ödeyeceği verginin belli bir bölümünün düşülmesi demektir. AGİ zammını devlet yapar. Asgari Geçim İndirimi ücretini de işveren çalışanına maaşına ek olarak verir.

01.01.2016 tarihi itibariyle Asgari Ücretin Brüt 1.647 TL.'sına çıkarılması nedeniyle aşağıdaki oranlara göre yeni Asgari Geçim İndirim tutarları aşağıdaki ikinci tabloda gösterilmiştir.


Asgari Geçim İndirim Hesaplama Oranları :

Asgari geçim indiriminden yararlanan
İndirim oranı
Çalışanın kendisi%50
Çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş%10
1. çocuk%7,5
2. çocuk%7,5
3. çocuk *%10
4. çocuk%5



* 23 Nisan 2015 Tarihli ve 29335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6645 Sayılı Kanunun 8. maddesi ile 193 Sayılı Gelir vergisi kanunun 32. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ilk iki çocuk için %7,5” ibaresinden sonra gelmek üzere, "üçüncü çocuk için %10”ibaresi eklenmiştir.

- Eşi Çalışmayan personelin AGİ çocuk sayısı tavanı 3 çocuktur.
- Eşi Çalışan personelin AGİ çocuk sayısı tavanı 5 çocuktur.

Hesaplama Şekli :

Ücretlinin şahsi ve medeni durumu dikkate alınarak hesaplanan indirim oranlarının uygulanması sonucu bulunacak matrahın, gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine karşılık gelen %15'lik oranla çarpımı sonucu bulunur. Hesaplanan bu tutar ise ödenecek vergiden mahsup edilir.


Medeni HaliAylıkMedeni HaliAylık
Bekar123,53
Evli eşi çalışmayan ve çocuksuz148,23
Evli eşi çalışan ve çocuksuz
123,53
Evli eşi çalışmayan ve 1 çocuklu166,76
Evli eşi çalışan ve 1 çocuklu
142,05
Evli eşi çalışmayan ve 2 çocuklu185,29
Evli eşi çalışan ve 2 çocuklu
160,58
Evli eşi çalışmayan ve 3 çocuklu üst sınır209,99
Evli eşi çalışan ve 3 çocuklu
185,29
Evli eşi çalışmayan ve 4 çocuklu209,99
Evli eşi çalışan ve 4 çocuklu
197,64
Evli eşi çalışmayan ve 5 çocuklu209,99
Evli eşi çalışan ve 5 çocuklu üst sınır
209,99




E-Tebligat Sistemine Başvuru Süresi

          01.01.2016 tarihi itibariyle 456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yayımlanan ticari, zirai ve mesleki kazancı gerçek usulde vergilendirilen Gelir Vergisi mükellefleri ile Kurumlar Vergisi mükelleflerine e-Tebligat sistemini kullanma zorunluluğu getirilmişti. Bu kapsamda 1.232.000 Gelir Vergisi ve 389.000 kurumlar vergisi mükellefi uygulamadan yararlanmak için başvuruda bulunmuştur. 
          Ancak henüz başvurusunu tamamlayamayan mükelleflerin sıkıntı yaşamamaları için 467 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile e-Tebligat sistemine başvuru süreleri 01/04/2016 tarihine kadar uzatılmıştır.


19 Şubat 2016 Cuma

İşçilerin Doğum veya Evlat Edinmeleri Halinde Kullanabilecekleri İzin Hakları

Sizlere yine 29 Ocak 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilip yasalaşan 6663 sayılı torba kanunla yayımlanan Doğum ve Evlat Edinme Halinde Kullanılabilecek İzin hakları hakkında bilgilendirmek yapmak istiyorum. Buradaki önemli bir konuda bazı haklardan doğum yapan kadının eşi de yararlanabilecek olmasıdır.


  1. Kadın işçiye doğum yapması halinde verilmesi gereken doğum izinlerinin bitiminden sonra, çocuğun mecburi ilköğretim (ilkokul) çağının başladığı tarihi takip eden aybaşına kadar ebeveynlerden (anne veya baba) işverenden kısmi süreli (yarım gün) çalışma talebinde bulunabilecektir. İşveren bu talebi karşılamak zorunda olacak ve bu durum geçerli fesih sebebi sayılamayacaktır. İşveren doğum nedeniyle yarı zamanlı çalışan işçinin açığını özel istihdam büroları aracılığıyla temin edeceği geçici işçiyle giderecektir. İşçi çocuğun okula başlamasını beklemeden istediği zaman tam zamanlı çalışmaya dönebilecektir. Ancak bu durumda işçi aynı çocuk için bu hakkı kullanamayacak yani aynı çocuk için tekrar yarı zamanlı çalışmaya dönemeyecektir. Bu şekilde tam zamanlı işe dönen işçinin yerine alınan geçici işçinin iş sözleşmesi kendiliğinden sona erecek. Yarı zamanlı çalışma hakkından veya yarı zamanlı çalışmadan tam zamanlı çalışmaya geri dönmek isteyen işçi bunu işveren en az bir ay önceden bildirmek zorundadır. Eğer anne veya babadan biri çalışmıyorsa , bu durumda çalışan eş yarı zamanlı talebinde bulunamayacaktır. Çalışanın bu haktan faydalanabilmesi için eşinin çalışıyor olması gerekir.
  2. Doğum sırasında veya sonrasında annenin ölümü halinde doğum sonrası kullanılamayan doğum izinleri babaya verilecektir.
  3. Üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen eşlerden birine veya evlat edinen işçiye çocuğun aileye fiilen teslim edildiği tarihten itibaren 8 hafta analık izni kullandırılacaktır.
  4. Doğum sonrası analık izni bittikten sonra, çocuğun yaşıyor olması şartıyla, çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi için kadın işçiye veya üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın ya da erkek işçiye istemeleri halinde; birinci doğumda 60 gün, ikinci doğumda 120 gün, ve sonraki doğumlarda ise 180 gün süreyle haftalık çalışma süresinin yarısı kadar ücretsiz izin verilecektir. Çoğul (ikiz, üçüz gibi) doğum halinde bu sürelere 30'ar gün eklenecektir. Bu süre içerisinde kadın işçiye ayrıca süt izni verilmeyecektir.
  5. Burada belirtilen haklardan İş Kanunu kapsamına girmese dahi iş sözleşmesi ile çalışan bütün işçiler faydalanabilecektir.
  6. Çocuğu doğması veya evlat edinmesi nedeniyle haftalık çalışma süresinin yarısı kadar ücretsiz izin kullanan işçiye İşsizlik Sigortası Fonundan yarım çalışma ödeneği ödenecek, aynı şekilde bu işçinin yarım çalışma ödeneği ödenen sürelere ait sigorta primi de (işçi ve işveren payı) asgari ücret üzerinden İşsizlik Sigortası Fonundan ödenecektir. Yarım çalışma ödeneğinin günlük miktarı, brüt asgari ücretin günlük tutarı kadar olacaktır (2016 yılı için açıklanan Brüt Günlük Asgari Ücret :54,90 TL). Yarım çalışma ödeneğinden yararlanabilmek için, doğum veya evlat edinme tarihinden önceki son üç yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi bildirilmiş olması, haftalık çalışma süresinin yarısı kadar fiilen çalışılması ve doğum ve evlat edinme sonrası analık hali izninin bittiği tarihten itibaren 30 gün içinde Çalışma ve İş Kurumu'na doğum ve evlat edinme sonrası yarım çalışma belgesi ile başvuruda bulunulması gereklidir.

Genç Girişimcilere Devlet Desteği

29 Ocak 2016 tarih ve 2920 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6663 sayılı kanunla 29 yaşını aşmamış genç girişimcilere elde edecekleri kazançları ile ilgili istisna getirilmiştir.
Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, aşağıdaki şartlarla gelir vergisinden müstesnadır.
  1.  İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,
  2. Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi (Çırak, kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı bozmaz.),
  3. Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması halinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla bu maddedeki şartları taşıması,
  4. Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hali hariç olmak üzere, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan veya kayın hısımlarından devir alınmamış olması,
  5. Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması.
İstisna kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde edilmemesi veya istisna haddinin altında kazanç elde edilmesi hallerinde dahi yıllık beyanname verilir.

18 Şubat 2016 Perşembe

Türk Latin Dünyası Imu' sunu Hiç Unutmayacak

Türk Latin Dansları'na sempatikliği ile önemli değerler katan Imu Shaaban'ın 3. Yıl anma gecesi 20 Mart Pazar Gecesi Beşiktaş B1 Live da yapılacak.






Geçtiğmiz yıllarda da büyük katılımla gerçekleşen anma gecesine,  Imumuzun emaneti ailesinin yanı sıra Latin Dünyası'ndan önemli isimler ve Türkiye Dans Federasyonu Tolga Han Çinkitaş'ın da katılması bekleniyor.
Anma gecesi ile ilgili ayrıntıları linkte bulabilirsiniz: https://www.facebook.com/events/1650380231892762/

12 Şubat 2016 Cuma

Latin Dansları Fotograf Sanatçıları Birleşti.


Türkiye Latin Dansları Fotoğraf ve Video Sanatçıları
Bizler;
Latin gecelerinin ve festivallerinin ruhunu gösteren,
Bu organizasyonlara gelen dans severlerin yarattığı enerjiyi dile getiren,
Ve ne mutlu bize ki, izleyenlerin beğenisine layık görülen,
O “Renkli Görsellerin” mimarlarıyız…
Dışarıdan rakip gibi görünsek de, aslında birbirinin hakkını koruyan, birbirine destek olan ve en önemlisi, sosyal latin dansları camiasına yakışan bir ahlak ile profesyonel hizmet sunan fotoğraf ve video sanatçılarıyız. . .
Aynı anlayış çerçevesinde, hizmetimizin kalitesini arttırmak adına düzenlediğimiz ilk toplantımız, camiadan yakından tanıdığınız 15 fotoğraf ve video sanatçısının katılımı ile gerçekleştirilmiş ve toplantı sonunda, belirli standartların oluşturulması hususunda fikir birliğine varılmıştır. . .
Daha iyi işler ortaya çıkartmamızı sağlayacağına inandığımız “destekleyici rekabetin” oluşturulabilmesi için, “haksız rekabetin” ortadan kaldırılması gerektiği konusunda sizinle de hemfikir olduğumuzu düşünüyoruz.
Bu bağlamda;
Şu zamana kadar bazı arkadaşlarımızın prensip haline getirdiği uygulamayı hayata geçireceğimizi ve 10.02.2016 tarihi itibari ile (Sosyal sorumluluk projeleri ve istisnai durumlar haricinde) fotoğrafçılar ve videocular olarak, organizasyonlarınızda artık ücretsiz çekim yapmayacağımızı anlayışınıza sığınarak, önemle bilgilerinize sunmak isteriz…
Düzenlenen bir organizasyona katılamayan dans severlerin, bir sonraki hafta oraya gitmeyi kafalarına koymalarını sağlayan en büyük etkenlerden birinin de fotoğraf ve videolarımız olduğuna inanıyoruz. . .
Verdiğimiz hizmetin bu önemli reklam gücünü de göz önünde bulundurduğumuzda, tarafımızca talep edilecek ücretlerin, organizasyon sahipleri tarafından, gecelerinin tanıtımı için ayırmaları gereken çok ufak bir bütçe olduğunu düşündüğümüzü belirtmek isteriz. . .
Toplu şekilde fikir birliğine vararak oluşturduğumuz bu karara saygı duymanız ve bize destek olmanız, en büyük temennimizdir ve ricamızdır. . .
Verilen bu önemli kararda fikir ortağı olan fotoğraf ve video sanatçılarının isimleri ve Facebook sayfaları, alfabetik olarak aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Fotoğraf ve/veya video hizmeti almak isteyen organizasyon sahipleri, aşağıdaki linklerden kendilerine direkt ulaşabilirler.
Tüm dans tutkunu dostlarımız, sevgili organizatörlerimiz ve çok değerli eğitmenlerimizin bilgilerine sunarız…
Saygılarımızla

10 Şubat 2016 Çarşamba

YAMAHA X MAX 250 10.000 KM İZLENİMLERİ ve MASRAFLARI


2015 Mayıs Ayı'nda, çok başarılı bir scooter olan Honda PCX 150 motorsikletimi sattıktan sonra aldığım Yamaha X Max 250 (ABS siz)  scooterımla ilgili görüşlerimi, bu yazımda sizinle paylaşmak niyetindeyim.

Tanışma:

Efsane motor olarak bilinen ve maxi scooterlar kategorisinde üst sırada yeralan Yamaha X Max i arkadaşımın vasıtasıyla test etme şansım oldu ve çok beğendim. Hemen Honda PCX 150 mi satarak maliyetlerini çıkarttım.

MAYIS 2015 satış fiyatı: 13.950 TL
                               MTV:       330TL
   Plaka ve ruhsat masraf:        250TL
    TOPLAM MALİYET:   14.530 TL                

Motorumu İstanbul Şirinevler'de bulunan Aydın Motor'dan sorunsuzca teslim aldım. İlk işim depoyu doldurmak oldu. Depo hacmi 11.5L idi. İlk bezin alışımda 10.5 litre yakıt aldı.
Selesi inanılmaz konforlu ve 20.1 beygir gücündeki motor ilk kilometrelerde dahi torkunu rahatça hissettiriyor.

Amortisör yapısı diğer scooterlara oranla daha sert yalnız amortisör sertlik ayarı mevcut. Orta kademede bulunan ayarlar motorunuz hızlandıkça yol tutuşuna olumlu katkılar sunarken konforu süratiniz düştükçe azaltıyor. Bu durum ilk 2000 kilometrede yumuşak amortisörlü sürüşe alışkın olanlar için ufak bir rahatsızlık nedeni.
Rodaj süresince yakıt tüketimi (Rodaj kurallarına uyarak 4-5 bin devir geçilmeden) yaklaşık 4L/100km civarında. Rodajdan sonra tüketim yabana atılmayacak şekilde azalıyor.

Motorsiklette bulunan sistem size her bakımı hatırlatıyor. Motorun ilk bakımı 1000 km de yapılıyor. 28/05/2015 de yaptırdığım ilk bakımlar ve maliyetleri şu şekilde:

Şanzımanın içerisindeki temizlik nedeniyle konulmuş yağ değiştiriliyor. 1 adet Yamaha Lube 15TL.
Aynı şekilde motor içerisinde olabilecek çapakların temizliği için konulmuş özel yağ değiştirilerek yerine Yamaha Lube dan 1.3 litre kullanılıyor (2 adet 1 lt alınıp diğer bakımda kalan 700 ml yağ size diğer bakımlar için teslim ediliyor) 2* 25TL=50 TL
Gerekli kontroller yapılarak işçilik bedeli 25 TL faturanıza yansıtılıyor.

Bundan sonraki her yağ değişimi ve bakımlarınız 3000 km de bir motorunuz tarafından size göstergeden hatırlatılıyor.

Aydın Motor da servis esnasında dilerseniz yapılan işlemleri yakından izleyebiliyorsunuz.

TOPLAM 1000 km servis bakım bedeli: 90 TL 

Rodajdan çıkıldıktan sonra motor gücünü daha fazla hissettiriyor. Dijital kadranın görünürlüğü ve kalitesi üst düzeyde. Çift disk fren duruş mesafesinde ve sürüş dengelemesinde çok başarılı ve kontrollü. Michelin City Grip lastiklerin kalitesi ve tutuşu inanılmaz.

2000-3000 km aralığında motor daha da açılarak tam performansını yola yansıtıyor. Yamaha X Max yokuşlara rağmen 120 km sürate rahatça çıkıyor. Motorsiklet farkını bu kilometrelerden sonra da hissettiriyor. Düz yolda maximum süratiniz 145 km. Yokuş aşağı benim gördüğüm son sürat ise 8500 devirde 157 km. (11-12 bin devirlere zorlamanın anlamı yok sonuçta bir scooter kullanıyorsunuz)

21/07/2015 te 4000 bakımına girdiğimde hava filtresi 50 TL, varyatör filtresi 50 TL, 1 LT Yağ 25 TL ve işçilik 50 TL (İşçilik ücretleri sürekli artıyor) toplamda 175 TL yi buldu. Varyatör filtresi bu bakımda havayla temizlenerek değiştirilmeyebilir. Benim değiştirme nedenim ise şu. Yamaha nın scooterlarında zamanla varyatöre giren toz miktarı arttıkça motorunuzun ilk çalışması ve kalkışları daha titreşimli bir hal alıyor. Bu nedeni geciktirmek ve çekişiniz için son derece önemli bir nokta olan varyatörü korumak adına değiştirttim. Başkalarının yaşadığı titreşim problemlerini henüz yaşamadım. Motorunuz soğuk ya da günün ilk marşını basıyorsanız, iki üç dakika ısıtmadan yola çıkmayınız. Gerekli yağlama ve motor sıcaklığında kalkış yapmanız da titreşim sorununu önlemeye yardımcı oluyor.

Bu bakımdan sonra motorunuza daha da alışacak ve sürüş keyfini çıkartmaya başlayacaksınız. Yakıt tüketiminiz başta 4 LT 100 km iken, kullanıma bağlı olarak 3.3-3.5 LT 100 km aralığına düşmüş olacak.

03/10/2015 Tarihinde girdiğim 7000 km bakımında ise balatalar kontrol edildi. Fazla frene basan bir insan olmadığım için çok çok iyi durumda olduğu anlaşıldı. Servisten edindiğim bilgiye göre kullanım zevkine ve fren kullanımına bağlı olarak balataların aşınma km leri 2500 den başlıyor.
Siz de gereksiz gaz vermeler ve ani frenlemelerden kaçınarak, motorunuzu güvenli bir şekilde kullanırsanız balata ömründe tasarruf etmiş olacaksınız. Kontroller de herhangi bir parça değişimine ihtiyaç duyulmadığından; yağ değişimi 1lt (+elimizde kalan son 300 ml)  30TL (5 TL zam gelmiş) işçilik 75 TL ye ulaşmış (Vida kontrol, balata kontrol, varyatör temizliği, hava filtresi kontrol için normal olabilir.) Toplam 105TL

7000-10000 km arasında Yamaha X max sizde bir tutku halini almaya başlıyor. Yakıt tüketimi sürüş özelliklerine göre 2.5-3.5 litre 100 km aralığında esneklik gösteriyor. 250 cc 173 kg ve yaklaşık 21 bg bir motora göre oldukça ekonomik. Sunduğu konfor ve sele altı bagajı çok tatminkar. Bu sırada Honda Forza 300 ile test sürüşü imkanı da buldum. İki motoru karşılaştırmak gerekirse, Forza 300 ün oturuş pozisyonu çok daha alçak ve konforlu. Düşük süratlerde forza 300 tercih edilebilir fakat 70 km üzerindeki süratlerde, Forza nın orjinal camı alçakta kalarak rüzgardan çokça etkilenmenize neden oluyor.

06/02/2016 Tarihinde girdiğim 10000 km bakımında ise Hava filtersi 55 TL(5TL zamlı), varyatör filtresi 50 TL 2 adet yağ 60 TL (tanesi 5 TL zamlı) ve işçilik kontroller dahil 75 TL (Hayret zamlanmamış :) Toplam 240 TL tuttu.

Sonuç olarak Yamaha da beni tek üzen döviz fiyatlarındaki artışın müşteriye çok çabuk yansıtılması ve işçilik tutarlarına yapılan sıkça zamlar. Bu durumu da gülü seven dikenine katlanır felsefesiyle karşılamak lazım mı bence değil. 28 Şubat tarihinde gerçekleşecek motorsiklet fuarında daha düşük hacimli yeni teknoloji maxi scooterlar görücüye çıkarsa, kafamıza yaza yakışı ve işçilik bedelleri daha uygun olan markalar da girebilir.

Tekeriniz düz bassın. Sorularınız olursa zaman olanaklarım dahilinde cevaplamaya çalışacağım.